Wright Mills, The Sociological Imagination[1]eserinde “sosyolojik tahayyül”e dair fikirlerini açıklar. Bu eserde, savaş yıllarındaki insanların ruh hallerini tahlil eder. Savaş yıllarında, daha önce eşi görülmemiş bir değişim yaşanmakta; bireyler, hayatları üzerindeki kontrollerini kaybettiklerini düşünmekteydiler. Bu da kişileri iç dünyalarına döndürerek dış dünyaya olan ilgilerini azaltmıştır. Mills’e göre, sosyal bilimler bunun için çözüm sağlamalıdır. Bu çözüm de ancak sosyolojik tahayyülle mümkün olacaktır. Bundan dolayı Mills, 1950’lerde “sosyolojik tahayyül”e çağrıda bulunmuştur. Sosyolojik tahayyüle sahip olan kişi, çeşitli tarihi dönemlerin, o dönemde yaşayan kişinin iç dünyası ve dış kariyeri için ne ifade ettiğini iyi bir şekilde anlayıp çözümleyebilir. Bunun mümkün olabilmesi içinse sosyolojik tahayyüle sahip olacak kişi, tarih ve biyografiyi anlayıp aralarındaki ilişkiyi kavramalıdır. Ona göre (2007, s. 15) toplumbilimsel düşün yeteneğine sahip olanlar, insanların yaşadıkları gündelik hayatın keşmekeşi içinde kendi toplumsal konumları (pozisyon) hakkında nasıl yanlış ve yanıltıcı bir bilinçsizlik içinde bulunduklarını göz önünde tutmak gerektiğini bilirler. Mills bu kavramla klasik sosyoloji eserlerinin yeniden değerlendirilmesinin gerekliliğini de vurgulamaktadır. Çünkü Mills’e göre klasik sosyoloji eserleri tam da Mills’in bahsettiği şeyleri merak etmiştir ve bu merakın meyvesi olan “sosyolojik tahayyül” yeteneği, insanoğlunun bilirliğinin en verimli ifadesidir (2007, s. 19). Ona göre, sosyolojik tahayyül sosyal bilimcilerin tekelinde olmasa da sosyolojik tahayyül hakkında yazdıklarını sosyologlar için yazmıştır ve bir sosyoloğun, “sosyolojik tahayyül”e uygun araştırma yapabilmesi için kendine şu üç soruyu sorması gerekir:
- İncelenecek toplumun, bir bütün olarak, yapısı nasıldır? Onu diğer toplumlardan ayıran özellikleri nelerdir?
- İncelenecek toplumun insanlık tarihinde işgal ettiği konum nedir?
- İncelenen tarihi dönemdeki insan prototipi nedir, bu insanın başat özellikleri nelerdir?

Mills’e göre bu sorular cevaplandığı zaman, araştırmacı yalnızca siyasal açıdan değil psikolojik açıdan da araştırma yapmış olacaktır. Sosyolojik tahayyül bu yolla, en kişisel addedilen konularda dahi toplumsal sorunların etkisi olduğunu gösterecektir. Mills, Toplumbilimsel Düşün’de buna örnek olarak işsizlik sorununu göstermiştir. Belirttiğine göre, 50 milyonu bulan bir ulusta, istihdam dışı kalmış kişi sayısı 15 milyonu buluyor ise o ulusta işsizlik toplumsal bir sorundur. Diğer bir örneği ise evliliktir. Bir toplumda evliliklerin %25’i ilk dört yılda boşanma ile sonlanıyorsa bunun bir toplumsal sorun olduğunu söylemiştir (Mills, 2007, s. 22). Dolayısıyla ona göre, bu problemlere kişisel çözümler aranması beyhudedir. Buna çözüm olacak sosyologdaki çeşitli olaylar ve tarihler arasındaki bağı kurabilecek “sosyolojik tahayyül” yeteneğidir. Bu yeteneğe sahip sosyoloğun günümüzün çağdaş problemlerine de çözüm sunabileceğini söylemiştir. Çünkü ona göre “toplumbilimsel düşün yeteneği, kendi benliğimizdeki, kendi içsel yapımızdaki olguları toplumsal gerçeklikler (realities) açısından ve çok daha doğru bir şekilde değerlendirebilmemize yarayan belirli bir anlayış ve değerlendirme biçimidir” (2007, s. 32).
[1] Bu kavram Türkçeye sosyolojik imgelem, sosyolojik tasarım ve toplumbilimsel düşün şeklinde de çevrilmiştir. Bu yazıda sosyolojik tahayyül demeyi tercih ettik.
KAYNAKLAR
Mills, W. (2007). Toplumbilimsel Düşün (2. b.). (Ü. Oskay, Çev.) İstanbul: Der Yayınları.