Öz
Mübeccel Belik Kıray, Türkiye’nin kentleşmesini ve sanayileşmesini sosyolojik açıdan önemli görüp buna yönelik araştırmalar yapan, değişmeyi sosyal bilimin merkezine koyan bir sosyolog olarak Türk sosyolojisi adına büyük önem arz etmektedir. Literatüre kazandırdığı “tampon mekanizma” kavramı, değişen toplum yapısının yorumlanması için kapı aralamaktadır. Koronavirüs salgını ile geçirilen toplumsal değişimin daha az buhranlı geçmesini sağlayan tampon mekanizmalar, bu makalenin temel konusunu oluşturmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ara formlar, değişim sosyolojisi, tampon mekanizma, Mübeccel Belik Kıray.
Giriş
Bu makalede, Türk sosyolojisindeki yeri ve önemi yadsınamayacak bir sosyolog olan Mübeccel Belik Kıray’ın genel olarak sosyal bilimin niteliğine dair düşüncelerine yer verilmiştir ve değişim ile ilgili analizlerinde mühim olan, kendisi tarafından literatüre kazandırılan “tampon mekanizma” kavramı ele alınmıştır. Makale, toplumsal düzeni böylesine sarsan Covid-19 salgınında, tampon mekanizma işlevi gören kurumları açıklama amacı doğrultusunda yazılmıştır ve bunu yaparken doküman analizi kullanılmıştır. Makalede, Mübeccel Belik Kıray ve sosyoloji anlayışına dair yapılan çeşitli çalışmalardan bahsedilmekle beraber bu çalışma, salgın sürecindeki tampon kurumlar üzerine yazılması açısından ilk olma özelliği taşımaktadır.
1. Yaşamına Kısa Bir Bakış
Türk sosyolojisinin önemli isimlerinden olan Mübeccel Belik Kıray, 1923’te İzmir’de doğan, Girit göçmeni bir “cumhuriyet kızı”dır. Liseyi İzmir’de bitirdikten sonra Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okumak üzere Ankara’ya gitmiştir. Fen bilimleri bölümlerinin ağırlıkta olduğu İstanbul’a gitme imkanı bulamadığından ötürü üniversiteye Ankara’da başlayıp daha sonra İstanbul’a gitme düşüncesindeyken sosyoloji ile tanışması, onu bu düşüncesinden caydırmıştır. İlk doktorası, Behice Boran’ın da etkisiyle “Ankara’da Tüketim Normları Üzerine” olmuştur (Atacan vd., 2001, s. 83). Muzaffer Şerif ve Behice Boran’ın referanslarıyla gittiği Amerika’da yaptığı ikinci doktorası ise antropoloji üzerinedir. Buna rağmen, siyasi sebeplerden olsa gerek Türkiye’ye döndüğü vakit üniversitede yer bulamamış ve asistanlık yapmıştır (Aktar, 2010, s. 83). 1962’de, ODTÜ’de açılan sosyal bilimler bölümüne girmiş, tek başına ders vermiştir. 1973-74’te ODTÜ’den ayrılıp İstanbul’a döndüğünde ise ardında 16 akademisyen bırakmıştır (Atacan vd., 2001, s. 135). Kıray, bu dönemi “ODTÜ yılları genelde bütün meslek hayatımın en zevkli, en üretici, yaratıcı, umut ve hayat dolu bir dönemi idi” şeklinde anlatmıştır (Atacan vd., 2001, s. 142).

2. Kıray’a Göre Sosyoloji Nasıl Olmalıdır?
Kıray, DTCF’de aldığı eğitimin de etkisiyle “Kant dedi, Comte dedi” (Akşit, 2010, s. 59) türü aktarmacı gelenekten uzaktadır. Ona göre bilim, bilgi üretirken olgulara, olgular arasındaki ilişkilere bakar ve bunları yorumlar (Taner, 1988). Onun metodolojik anlayışı, “ampirik araştırmaya dayalı sosyoloji” yapmaktır (Kurtuluş, 2010, s. 100). DTCF’de Boran ile başlayıp Kıray ile gelenekselleşen bu anlayış, Türk sosyolojisi için önem arz etmektedir. Kıray’ın (Atacan vd., 2001, s. 210) “ben etnografik bilgi toplamıyorum” cümlesi Kıray’ın ve DTCF’nin metodolojik anlayışına dair bilgi sunmaktadır. Kıray, pozitivist yöntemleri kullanmakla birlikte yorumlayıcı perspektifi eleştirdiği gibi pozitivist perspektifi de eleştirmiştir. Kıray’ın sosyolojik anlayışının sahada bulunmak olduğu söylenebilir. Ona göre, bir “sosyal araştırma sayım demek değildir” (Kıray, 2012a, s. 44).
1960’larda dünyada sosyolojik çalışmalarda toplumsal değişim son derece önem kazanmış haldeyken Türkiye’de Mübeccel Kıray haricinde bu konuya doğrudan eğilenlerin sayısı oldukça azdır (Sunar, 2015). Kıray’ın sosyolojik çalışmaları ise dönemin koşullarının da etkisiyle birlikte, toplumsal değişime yönelik olmuştur. Ona göre (Kıray, 2006, s. 57) bir sosyal bilimci zamanı ve değişmeyi ele almadığı sürece yaptığı yorumların hiçbir anlamı yoktur ve sosyal bilimin merkezinde toplumsal değişme olmalıdır. Kıray’ın yaşlı hocalığını tescil eden (Tüzün, 2012, s. 22; Kıray 2012b, s. 34) ve asıl meşhur olmasını sağlayan eser “Türk Toplumbilimcileri”ni yazan Kongar, (2019, s. 431) Kıray’ın toplumların gelenekselden moderne doğru ilerleme içinde olduğunu söylediğini ve analizlerini evrimci bir tavırla yaptığını belirtmiştir. Buna paralel olarak, İlhan Tekeli (2000, s. 11) son derece yerinde bir tespitle “Değişmenin Sosyoloğu” olarak adlandırmıştır Kıray’ı. Bu adlandırma diğer sosyal bilimciler tarafından da kabul görmüştür ve Kıray, bu adlandırma ile anılmaya başlanmıştır. Ona göre, Türk toplumunu gözlemlemek, bir sosyal bilimci için coşku verici bir eylemdir ve bu sosyal bilimci, çalışmalarını değişimin sürekliliğinin farkında olarak sürdürüyorsa bu uğraş son derece doyurucu olacaktır (Kıray, 2006, s. 7). Kıray, Türk toplumunu gözlemlemiş, araştırmalar yapmıştır. Örgütleşemeyen Kent: İzmir”, “Değişen Toplum Yapısı”, “Toplumsal Yapı Toplumsal Değişme”, “Seçme Yazılar”, “Ereğli, Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası” başlıca eserlerindendir (Alican, 2016).
3. Toplumsal Değişime Dair Fikirleri
Kıray, bahsedilen araştırmalarında hem nicel yöntemleri hem de -antropoloji eğitiminin de etkisiyle- nitel yöntemleri kullanmıştır. Bu anlayış ile sahada bütüncül bir bilgi elde etme çabasındadır (Bulut, 2021, s. 209). 1961’de ODTÜ’ye girdikten sonra Devlet Planlama Teşkilatının da talebiyle Ereğli’de toplumsal değişme araştırması yapmak üzere kolları sıvamıştır. Bu araştırma, bir sanayi kenti haline getirilmesi planlanan Zonguldak’taki toplum yapısının ve toplumsal değişimin analizini amaçlamakla beraber Türkiye’de yapılıp yayımlanan ilk kent araştırması niteliğindedir (Kıray, 2000, s. 11). Ereğli, Kıray’ın toplumsal değişime yaklaşımına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Ona göre değişme evrensel bir kavramdır ve değişimler geriye dönmez (Taner, 1988). Diğer taraftan değişme kesintisiz, dümdüz bir şekilde olmaz. Türk toplumunda da değişimi hızlıca geçiren kurumlar, değerler, düşünceler olduğu gibi değişimi yaşamakta yavaş olanlar da vardır. Yavaş da olsa hızlı da olsa her şey değişmektedir, bu değişme temelde de, çekirdekte de olur. “Her şey her şeyi etkiler ve her şey değişir” (Kıray, 2006, s. 59-60). Bugün vazgeçilmez, yaşam tarzı olarak görülenler de on beş sene önce kültüre yerleşmiştir ve yerlerini başka şeyler alacaktır, onlar vazgeçilmez olarak görülecektir. “Bize uymayanlar” demek anlamsızdır Kıray’a göre. Çünkü “bizim” saydıklarımız devamlı değişme halindedir (Atacan vd., 2001, s 279-280).
4. Tampon Mekanizma (Araform) Kavramı
Kıray, toplumsal evrimi araştırmalarının başlıca konusu etmiştir. Amacı, Türkiye’nin nasıl bir evrim sürecinden geçtiğini, bu eşiğin nasıl atlandığını anlayabilmektir (Atacan vd., 2001, s. 210). Bu amaçla giriştiği Ereğli araştırmasını da yukarıda bahsedilen anlayışlar doğrultusunda yapmış, araştırmada çeşitli yöntemler kullanarak açık mülakatlar, anketler ve yazılı kaynaklardan yararlanmıştır (Tütengil, 2011). Mübeccel B. Kıray’ın literatüre kazandırdığı “tampon kurum” kavramından bahsettiği ilk çalışması da budur. Kıray, ne Weber’in ne de Marx’ın bu kavramdan bahsettiğini, bu kavramı kullanan ilk kişinin kendisi olduğunu söylemiştir (Atacan vd., 2001, s. 206). Kıray, bu kavramı üretirken biyolojideki ara formlardan esinlendiğini, bu esinlenmede de lisede gördüğü evrim derslerinin etkisi olduğunu belirtmiştir (Bilgin vd. 2001).
Kıray’a göre değişimin tüm kurumlarda aynı hızda yaşanmadığı toplumlarda dengeyi sağlamak için tampon mekanizmalar oluşur (Tekeli, 2000, s. 23). Değişimin hızına göre ya yeni kurumlar oluşur ve bu kurumlar tampon mekanizma işlevini görür ya da eski kurumlar bu görevi yüklenir. Değişmenin birden bire ve hızlıca olduğu durumlarda tampon mekanizmanın oluşması için vakit olmadığından dolayı mevcut kurumlar tampon mekanizma işlevi görebilir. Kıray (2000, s. 20), tampon mekanizma kavramını “değişimin bunalımsız olmasını sağlayan, çözülmenin önüne geçen, her iki sosyal yapıya da ait olmayan kurumlar, ilişkiler, değerler ve fonksiyonlar” şeklinde açıklamıştır. Yani, bu mekanizmalar bütünlüğü ve dengeyi sağlamakla görevlidir. Ona göre toplumsal çözülme diye bir şeyin varlığından söz edilemez, toplumsal ilişkiler çözülüyor gibi dursa da tampon mekanizmalar aracılığı ile tekrar bağlanır, yani toplum ne olursa olsun denge halini bulur (Atacan vd., 2001, s. 216). Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Kıray, çözülme denen şeyi toplumun yeni dengesi olarak görmektedir. Dolayısıyla tampon mekanizmalar, çatışmayı gideren ve her duruma adapte olacağı söylenebilecek bir anahtar işlev görmektedir (Yanıklar, 2017, s. 271). Kıray, oluşan ara formların da değişimin sonrasında toplumsal yapının esas parçaları arasına girebileceğini söylemiştir. Bu esas parçaya dönüşen mekanizma zamanla “eski yapı”ya dönüşür ve artık değişecek olan bu mekanizmadır (Kıray, 2006, s. 330). Değişen ile değişmeyenin farkı çok belirginleştiğinde tampon mekanizmalar iş göremez ve bu durumda “sosyal hareket” oluşur (Kıray, 2006, s. 365). Bu noktada, tampon kurumun iki ilkeye dayandığı söylenebilir. Bunların ilki, toplumun her durumda bütünlüğünü koruduğu, ikincisi de tüm toplumsal ögelerin aynı hızda değişmeyebileceğidir. Bu hız farklılığından doğan boşluklar da tampon mekanizmalar ile doldurulur, tampon mekanizmanın temel mantığı budur. Yani, tampon mekanizmalar eski ve yeni arasında bir köprü işlevi görmektedir (Kongar, 2019, s. 439).
5. Covid-19 Salgınında Tampon Mekanizmalar
Dünya, Covid-19 salgınına son derece hazırlıksız yakalanmıştır ve değişim aniden yaşanmıştır. Dolayısıyla yeni tampon mekanizmaların oluşması için yeterli vakit olmamıştır. Bundan ötürü bu değişim yaşanmadan evvel de mevcut olan kurumlar, tampon mekanizma işlevi görmüştür. Covid-19 salgını sebebiyle insanların diğerleri ile fiziki birlikteliğini gerektiren durumlardan kaçınılmaya çalışılınca ev dışında yapılan faaliyetlerin birçoğu ev içine taşınmıştır. Bu da insanların ev içinde daha çok vakit geçirmesi ve dolayısıyla aileleri ile geçirdiği vaktin de artması anlamına gelmektedir. Mübeccel Belik Kıray, Değişen Toplum Yapısı adlı eserinde (s. 38) başlıca tampon kurum olarak aileyi göstermiştir. Salgında aile bireyleri ile geçirilen vaktin artması “aile ilişkilerinin de yeniden gözden geçirilmesini sağlamıştır (Ahmadi, 2020).” Bununla birlikte -olumsuzluklardan da bahsedilebileceği gibi- toplumdaki cinsiyet eşitsizlikleri ve kadının ev içi emeği daha görünür hale gelmiştir. Diğer taraftan bireylerin de mühimmatsız yakalandığı salgın, kişilerin kaygı ve korku seviyesini yükseltmiştir (Memiş Doğan & Düzel, 2020; Çölgeçen & Çölgeçen, 2020; Göksu & Kumcağız, 2020). Aile, bu kaygının giderileceği, evde geçirilen vaktin değerlendirilebileceği bir kurum işlevi görmüştür. Birey, bu süreci tek başına geçirdiği vakit daha buhranlı olacakken aileler duygusal destek oluşturarak “toplumsal çürüme”yi ötelemişlerdir. Bundan ötürü en önemli tampon işlevini ailenin gördüğü söylenebilir.
Bahsedilebilecek diğer bir tampon mekanizma ise teknolojidir. Salgın önlemleri doğrultusunda birçok iş yeri, evden çalışmaya geçmiştir. Bu çalışma biçimi yalnızca sağlık açısından değil, maddi olarak da avantajlı görülmüştür. Bu sistemin kalıcı olacağından da bahsedilmektedir (Avcı, 2021). Doğrudan beden işçiliği olan işlerde kullanılabilir olmasa da evden çalışmayı sağlayan internet, insanların gelir kaybını bir nebze de olsa önlemiş; bunu yaparak daha zorlu bir toplumsal buhranı da engellemiştir.
İnternetin tampon mekanizma işlevini gördüğü en belirgin kurumlardan biri de eğitim olmuştur. Kıray’ın değişim hızlıca olduğunda yeni tampon mekanizmaların oluşmayacağı, eski mekanizmaların tampon işlevi göreceğini söylediğinden bahsedilmişti. Salgın sürecinde bir hayli önem kazanan uzaktan eğitim, salgın öncesinde de kullanılmasına rağmen bu tür bir işleve sahip değildi. İnternet, yalnızca öğretmen ile öğrenciyi bir araya getirmemiş aynı zamanda ders kitabı, sınav yeri işlevi de görmüştür. Böylece uzaktan eğitimi mümkün kılan internet, bireylerin eğitimden mahrum kalmasını engellemiş ve bunu yaparak toplumsal dengeyi sağlamıştır.
Salgının “uzaktan” kıldığı bir diğer kurum ise boş zamanlar kurumu olmuştur. Salgın, birçoğumuza daha fazla boş zaman sunmuştur fakat bu boş zamanları ev dışında değerlendirmek pek mümkün olmamıştır. Onun yerine internet üzerinden gerçekleştirilebilecek faaliyetler önem kazanmıştır. Netflix, salgının ilk aylarında rekor sayıda üye kazanmıştır (Sözcü, 2020). Diğer taraftan insanların sosyal ihtiyaçları da internet ile giderilmektedir. Salgında sosyal medya kullanımında yüzde altmış düzeylerinde artış yaşanmıştır (Oktay, 2020). Bunda hem boş zaman değerlendirme hem de sosyal ihtiyaçların giderilme ihtiyacının etkili olduğu söylenebilir.
Kıray, tampon mekanizmaları “geçişe özgü” görmüştür. Bu mekanizmaların da zamanla kaybolacağı fikrindedir fakat Ereğli araştırmasından yirmi yıl sonra tekrar Ereğli’ye gittiklerinde tampon mekanizmaların kemikleştiğini görmüşlerdir (Aktar, 2010, s. 85). İşlerin ve eğitimin internet üzerinden yürütülmesi için de aynı durumun söz konusu olabileceğinden bahsetmek yanlış olmayacaktır. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un (CNN Türk, 2021) bu yöndeki açıklamaları da bu ihtimali arttırmaktadır.
Sonuç
Değişimi sosyolojinin temeline koyan Mübeccel B. Kıray’ın literatüre kazandırdığı tampon mekanizma kavramı, salgın ile birlikte gerçekliği tartışılamayacak şekilde gerçekleşen toplumsal değişimin anlaşılması için önem arz eden kavramlardan biri olarak görünmektedir. Salgının toplumsal etkilerinin daha az sancılı olmasını sağlayan, toplumsal çürümeyi önleyen ve toplumsal dengeyi sağlayan mekanizmalar olarak aile kurumu ve teknolojik gelişmeler (özellikle internet) örnek gösterilebilir. Aile, salgında bireylerin duygusal ve maddi buhranlarını bir nebze de olsa kırarak son derece önemli bir tampon mekanizma halini almıştır. İnternet ise insanların fiziki mesafesi olmadığı durumlarda yaptıkları eylemleri, fiziki mesafesi olduğu durumda da yapılabilir kılarak tampon işlevi görmüştür. İnternetin bu işlevinin, tıpkı Ereğli’deki tampon mekanizmalar gibi kemikleşmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
KAYNAKÇA
Ahmadi̇, R. (2020). Koronavirüs Pandemisinin (Kovid-19) Toplumsal Etkileri. Bilim Armonisi, 3(2), 65-72. https://doi.org/10.37215/bilar.800484
Akşit, B. (2010). Mübeccel Kıray’ın Sosyolojik Araştırma Programının Oluşması: 1963-1973 ODTÜ Döneminden Anılar ve Eleştirel Bir Değerlendirme. İçinde Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı. Bağlam Yayıncılık.
Aktar, A. (2010). Mübeccel Kıray’ın İstanbul Yılları. İçinde Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı. Bağlam Yayınları.
Alican, A. (2016). Arkasına Bakmayan Bir Sosyolog: Mübeccel Belik Kıray. Toplum ve Demokrasi Dergisi, 2(4), 247-252.
Atacan, F., Ercan, F., Kurtuluş, H., & Türkay, M. (2001). “Hayatımda Hiç Arkaya Bakmadım”: Mübeccel B. Kıray’la Söyleşi. Bağlam Yayınları.
Avcı, M. G. (2021). Zaman-Mekân Sıkışması, Küreselleşen Salgın ve Toplumsal Sonuçları. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 17 (Pandemi Özel Sayısı), 1-1.
Bilgin, İ., Koçak O., Arslantunalı, M. (2001). Mübeccel Kıray İle Söyleşi. Virgül Dergisi, 40.
Bulut, Y. (2021). Türk Sosyolojisinin Kısa Tarihi, Alfa Yayıncılık.
CNN Türk. (2021). Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: ‘Uzaktan eğitim kalıcı olacak’ https://www.cnnturk.com/turkiye/milli-egitim-bakani-ziya-selcuk-uzaktan-egitim-kalici-olacak adresinden 24.04.2021 tarihinde yararlanılmıştır.
Çölgeçen, Y., & Çölgeçen, H. (2020). Covid-19 Pandemisine Bağlı Yaşanan Kaygı Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Türkiye Örneği. Journal of Turkish Studies, 15(4), 261-275. https://doi.org/10.7827/TurkishStudies.44399
Göksu, Ö., & Kumcağız, H. (2020). Covid-19 Salgınında Bireylerde Algılanan Stres Düzeyi ve Kaygı Düzeyleri. Journal of Turkish Studies, 15(4), 463-479. https://doi.org/10.7827/TurkishStudies.44397
Kıray, M. (1998). Değişen Toplum Yapısı. Bağlam Yayınları.
Kıray, M. (2000). Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası. Bağlam Yayınları.
Kıray, M. (2006). Toplumsal Yapı Toplumsal Değişme. Bağlam Yayınları.
Kıray, M. (2012a). Sosyal Bilim Araştırması Nedir, Ne Değildir? İçinde Değişmenin ve Geçiş Toplumunun Sosyoloğu: Mübeccel Belik Kıray. Bağlam Yayınları.
Kıray, M. (2012b). Yaşlı Hoca Olmak Kolay, Sosyal Bilimci Olmak Zor! İçinde Değişmenin ve Geçiş Toplumunun Sosyoloğu: Mübeccel B. Kıray. Bağlam Yayınları.
Kongar, E. (2019). Türk Toplumbilimcileri 1-2. Remzi Kitabevi.
Kurtuluş, H. (2010). Mübeccel B. Kıray: Yöntemsel Karşıtlıkların Ötesinde Bir Sosyolog. İçinde Türk Sosyolojisinde Üç Bilim İnsanı. Bağlam Yayınları.
Memiş Doğan, M., & Düzel, B. (2020). Covid-19 Özelinde Korku-Kaygı Düzeyleri. Journal of Turkish Studies, 15(4), 739-752. https://doi.org/10.7827/TurkishStudies.44678
Oktay, F. (2020) PANDEMİ DÖNEMİNDE SOSYAL MEDYA KULLANIMI. İçinde INTERNATIONAL CONGRESS OF EURASIAN SOCIAL SCIENCES-4 (p. 215).
Sözcü. (2020). Netflix’ten rekor: Üç ayda 15,8 milyon yeni abone. https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/netflixten-uc-ayda-158-milyon-yeni-abone-5765000/
Sunar, L. (2015). Türkiye’de Sosyal Bilimlerde Toplumsal Değişim. İstanbul University Journal of Sociology, 3(29), 83-125. https://doi.org/10.16917/sd.42005
Taner, Ö. (1988). Mübeccel Kıray İle Söyleşi. Yeni Düşün, 57.
Tekeli, İ. (2000). Değişmenin Sosyoloğu: Mübeccel Belik Kıray. İçinde Mübeccel Kıray İçin Yazılar. Bağlam Yayıncılık.
Tütengil, C. O. (Eseri İnceleyen), (2011) Kıray, M. (Eser Sahibi) Ereğli- Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, 25(1-2).
Tüzün, S. (2012). Giriş. İçinde Değişmenin ve Geçiş Toplumunun Sosyoloğu: Mübeccel Belik Kıray. Bağlam Yayıncılık.
Yanıklar, C. (2017). Mübeccel Belik Kıray. İçinde N. Avcı & E. Aksoy (Ed.), Türk Sosyologları. Lisans Yayıncılık.

