Suç ve suçluluk üzerine yapılan araştırmalarda sıkça bahsedilen anomi kavramı, genel olarak kuralsızlık, normsuzluk anlamına gelmektedir. Elbette, anomi kavramının karşılık geldiği anlam çok daha derin bir niteliğe sahiptir. Barbalet (2020, s. 72) anomiyi “Kanunların, törenin ve geleneklerin olmaması anlamına gelen Yunanca a-nomos kelimesinden gelir; normların ve normların sağladığı kısıtlamaların yokluğuna işaret eder” şeklinde tanımlamaktadır. Marshall (2005, s. 32) ise anomiyi, bir toplumun normlarının etkisiz hale gelmesi, normlarda yaşanan karışıklık ya da çatışa, çöküntü olarak tanımlamaktadır. Tanımlara bakıldığında da anomi kavramının; kuralların, normların ortadan kalkması/çökmesi anlamına geldiği görülmektedir. Bu durum devamında da karışıklığı getirmektedir. Sıklıkla Émile Durkheim ve Robert Merton’un çalışmalarıyla anılan anomi kavramına daha yakından bakmak gerekmektedir.

Toplumsal olayları makro bir perspektiften inceleyen Durkheim’e göre toplumsal olaylar, bireyle başlayıp bireyle biten ya da sonuçlanan bir nosyon niteliğine sahip değildir. Durkheim, sosyal yapı ve birey üzerindeki etkisini, dayanışma biçimleri üzerinden irdelemekte; bu doğrultuda dayanışma olgusunu, organik ve mekanik dayanışma şeklinde iki biçime ayırmaktadır. Toplumsal değişim, iş bölümünün gelişimini de tetiklemekte ve akabinde toplumlar, mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçmektedir. Kuşkusuz, bahsi geçen geçişler, hiçbir zaman sorunsuz, sancısız gerçekleşmemektedir. Çünkü mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçiş süreci ve sonrasında dayanışma zayıflamakta ve neredeyse tamamen ortadan kalkacak duruma gelmektedir. Durkheim, dayanışmanın zayıflaması ya da tamamen ortadan kalkması durumunda meydana gelebilecek her türlü ahlaki çöküntüyü anomi olarak kavramsallaştırmaktadır ve anomi kavramına ilk olarak “Toplumsal İş Bölümü Üzerine” adlı çalışmasında yer vermektedir. Durkheim anomi kavramını, bireyin davranış ve tutumlarını belirleyen ahlaki düzenlemelerinin toplum tarafından yeterli derecede denetlememesi şeklinde tanımlamaktadır (Güçlü & Akbaş, 2019, s. 27). Ahlaki düzenin bozulması ya da ortadan kalkması, bireyin bencilce hareket etmesini tetikleyerek mutsuzlaşmasına ve toplumsal düzenin de bozulmasına, yani, anominin ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Smith ve Riltey’e (2016, s. 29) göre ise Durkheim, Tarihsel arka plan ile artan iş bölümünü irdeleyerek artan iş bölümünün daha fazla bireysel özgürlük ve mutluluk getirdiğini fakat bir o kadar da bunun iyi değerlendirilemediğini ileri sürmektedir. Durkheim’in anomi kavramı, dayanışmanın zayıflaması-çökmesi nedeniyle bireyin, toplumsal bağlılığının azalması ve düzene ayak uyduramaması olarak da tanımlanabilmektedir. Dolayısıyla anomi, sadece normsuzluk anlamına gelmemektedir. Çalışmalarının temelinde ahlak ve toplumsal iş bölümü kavramlarını bulunduran Durkheim’e göre iş bölümünde meydana gelen değişim, ahlak yapısının düzeninin bozulmasına neden olmakta ve yeni ahlaki düzenlemeler, eski ahlaki düzenlemelerin yerini tutmamaktadır. Yeni hukuki düzenlemelerle bu durum bir nebze çözülebilir niteliktedir. Durkheim, anominin varlığının üç önemli göstergesi olduğunu söylemektedir. Bunlar ekonomik krizler sebebiyle iflaslarda artış, yine ekonomik alanda işçi-iş veren ve ücretli ilişkilerdeki değişimler ve bilgi alanındaki uzlmanlaşmadır (Tolan, 1980; akt. Güçlü & Akbaş, 2019, s. 28). Bu durumlar, özellikle organik dayanışma biçimindeki toplumlarda meydana gelmektedir. Denilebilir ki aşırı uzmanlaşma, aşırı iş bölümünün bir çıktısı iken anomi, aşırılaşmanın çıktısıdır. Bunlarla birlikte Durkheim, 1897 yılında yaptığı “İntihar” çalışmasında da anomi kavramından bahsetmektedir. Daha önce de bahsi geçtiği şekilde, toplumsal iş bölümünün gelişmesi insanların mutsuz olmasında da etkili olmaktadır. Bireylerin intihar etmesini tetikleyen hususun da bu bağlamda, toplumsal bağların zayıflaması olduğu söylenebilmektedir. Toplumsal bağların çok sıkı olması da zaman zaman intiharlara sebebiyet vermektedir. Toplumsal nedenlere bağlı olarak intihar, dört kategoriye ayrılmaktadır Durkheim’e göre: Bencil (egoistic) intiharlar, özgeci (altruistic) intiharlar, anomik (anomic) intiharlar ve kaderci (fatalistic) intiharlar. Bencil intiharların temelinde, bireylerin toplumdan kopması ve yalnızlaşması yer almaktadır. Özgeci intihar, bencil intiharların aksine, sıkı bir toplumsal bağ neticesinde ortaya çıkan intihar çeşididir. Anomik intihar ise toplum düzeninin ya da birliğinin bozulduğu zaman ortaya çıkan intihar çeşididir. Son olarak kaderci intihar da genellikle baskı altındaki bireylerin, kendi hayatlarını kontrol edemediği düşüncesiyle gerçekleştirdiği intihar çeşididir. İntihar, her ne kadar bireylerce karar verilen bir eylem gibi gözükse de aslında temelinde, toplumsal ilişkilerin var olduğu görülmektedir. Swingewood’a (2014, s. 127) göre Durkheim, en özel eylem olarak nitelediği intiharı, yüzeysek bakıldığında sosyolojik açıklamaktan ziyade psikolojik açıklamış gibi gözükse de bu eylem, toplumsal birlik problemi ve toplumsal bağlar ile ilişkilidir onun düşüncesinde.
Durkheim gibi anomi kavramını, suç ve sapmayı açıklamak amacıyla kullanan Robert K. Merton, aynı zamanda Durkheim’in anomi kavramını genişletmiştir de. Barbelet’e (2020, s. 72) göre Merton, Durkheim’in açıklamasını iki yönden ilerletir: “Normların sadece anominin kaynağı olarak yokluklarını değil normlar arasındaki çatışmayı da görür ve anominin yıkıcı yönünün farkında olduğu gibi, onun yaratıcı potansiyelinin de farkına varır.” Merton’a göre sapma davranışlarını sadece biyolojik açıdan açıklamak yetersiz kalmakta ve sapkın davranışların açıklanmasında, toplumsal yapının etkisinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Merton ise -Durkhei’den farklı olarak- anominin sadece normsuzluk zamanlarında değil, istikrarın var olduğu zamanlarda da çıkabildiğini ileri sürmektedir (Karğın, 2016). Merton, anomi kavramı üzerinde sıkla durmakla beraber anomi kavramını, farklı şekillerde ele almaktadır. Bu durum da Merton’un anomi kavramının tanımlamasında, belirsizliklerin mevcudiyetini korumasına neden olmaktadır. Donald Levin’e (1985; akt. Güçlü & Akbaş, 2019, s. 29) göre Merton, anomi kavramını 1938’den 1964’e kadar birçok farklı biçimde tanımlamıştır. Bununla beraber tanımlamalarının tamamına bakıldığında temel aldığı noktanın, toplum tarafından belirlenen amaçlar ve yine toplum tarafından belirlenen davranış kalıpları arasındaki uyuşmazlıklar olduğu görülmektedir. Tanımlamaların çeşitliliği hasebiyle Merton’un anomi üzerine çalışmalarında makro ve mikro perspektiflerin varlığından söz edilebilmektedir. “Merton çalışmalarında iki önemli soruya açıklık getirmeye çalışmaktadır. Bunlar; bazı toplumların diğerlerine göre neden daha çok suç oranlarına sahip oldukları ve aynı şekilde, aynı toplum içerisinde yer alan bazı grupların diğerlerine göre neden suç oranları bakımından daha yüksek olduğu sorularıdır (Dolu, 2011; akt. Güçlü & Akbaş, 2019, s. 29).”
Hülasa Durkheim anomi kavramını, bireysel çıkarlar ve iş bölümünün zayıflamasının bir çıktısı olarak değerlendirirken; Merton, bireysel hedefler ve bu hedeflere giden meşru yolların uyuşmazlığı olarak nitelemektedir. Ona göre, sosyal düzenin sağlanabilmesi için belirlenen hedef ve bu hedefe ulaşmadaki davranış kalıpları, uyumlu olmak zorundadır. Dolayısıyla Merton’un anomi kavramını açıklarken esas aldığı nokta, kültür tarafından belirlenen hedefler ve bunlara ulaşmak için kullanılması gereken meşru yolların arasındaki muvazenedir. Sosyal Teori ve Toplumsal (1968) kitabında anomi kavramını ele alan Merton, anominin kaynağı ve deneyiminin birbirinden farklılık gösterdiğini ve psikolojik bir etkiye sahip olduğunu her ne kadar kabul etse de temelinin psikolojik etkenlere dayandırılmasını kabul etmemektedir.
KAYNAKLAR
Alexander Riley, P. S. (2016). Kültürel Kurama Giriş. (S. Güzelsarı, & İ. Gündoğdu, Çev.) Ankara: Dipnot Yayınları.
Barbalet, J. (2020). Anomi. Sosyoloji Sözlüğü, 72. (B. S. Turner, Dü., & Y. E. Karataş, Çev.) İstanbul: Pinhan Yayıncılık.
Güçlü, İ., & Akbaş, H. (2019). Suç Sosyolojisi Kavram-Teori-Uygulama (2. b.). Ankara: Gazi Kitabevi.
Karğın, V. (2016). Anomi ve Gerilim Teorileri. Kolektif, & E. Muş (Dü.) içinde, Kriminoloji: Suç Teorileri ve Uygulamalar (s. 59-97). Ankara: Karınca Yayınları.
Marshall, G. (2005). Sosyoloji Sözlüğü (2. b.). (O. Akınhay, & D. Kömürcü, Çev.) Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.
Swingewood, A. (2014). Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi (4. b.). (O. Akınhay, Çev.) İstanbul: Agora Kitaplığı.

