COVID-19 VE REKLAM DOLANDIRICILIĞINA DAİR DÜŞÜNCELER

Tarihsel süreç içerisinde, her toplumun kendine özgü dönüm noktaları var olmuştur. Bu dönüm noktalarından bazıları ise tüm toplumların ortak noktası ya da varlığı haline gelmiştir. Kuşkusuz ki bu ortak dönüm noktalarından biri de Sanayi Devrimi ve beraberinde getirdiği değişimler, dönüşümler olmuştur.  Bütün toplumlar –ilkel, tarımsal veya endüstriyel- enerji kullanırlar; bir şeyler üretirler; ürettiklerini dağıtırlar. Bütün toplumlarda enerji sistemi, üretim sistemi ve dağıtım sistemi, daha büyük bir bütünün iç içe geçmiş parçalarıdır. Bu daha büyük sisteme teknosfer diyebiliriz ve sosyal gelişimin her aşamasında özgün bir biçimi vardır. İkinci Dalga[1] gezegeni sararken, tarımsal teknosfer yerini endüstriyel teknosfere bıraktı: Yenilenemeyen enerjiler doğrudan kitlesel üretim sistemine bağlandı ve bunun karşılığında, son derece gelişmiş bir kitlesel dağıtım sisteminde dağıtılacak ürünler ortaya çıktı (Toffler, 2018, s. 37). Toffler’ın da dile getirdiği üzere, Sanayi Devrimi ile beraber artan üretim ve dâhilinde artan tüketimden bahsedebilmek mümkündür.

Denilebilir ki günümüz toplumlarının saplantı derecesine getirdiği alışveriş yapma isteği, piyasa tarafından her gün öne sürülen gelişmiş özelliklere sahip ürünler vb. durumlar, rekabeti arttırmakla kalmayıp insanların tüketimlerini çılgınlık derecesine taşımaktadır. Tüketim çılgınlığı günümüzde öyle bir hale gelmiştir ki kimi zaman psikolojik bir sorun olarak hatta daha ileri düzeyde bir hastalık olarak ele alınması gerektiği yönünde tartışmalar meydana gelmiştir, tartışmaların hala da yerini koruduğu ifade edilebilir. Tüm bunlarla beraber insanların kendi kendilerini yönetmeyi bir kenara bırakıp nesnelerin buyruğu altında yaşamlarını sürdürmeye devam ettikleri de ifade edilmektedir. Baudrillard’a (2008, s. 15) göre; bugün tüm çevremizde nesnelerin, hizmetlerin, maddi malların çoğaltılmasıyla oluşturulmuş ve insan türünün ekolojisinde bir temel dönüşüm oluşturan akıl almaz bir tüketim ve bolluk gerçekliği var. Daha doğrusu, bolluk içindeki insanlar artık, tüm zamanlarda olduğu gibi başka insanlar tarafından değil, daha çok nesneler tarafından kuşatılmış durumda. Bu insanların gündelik alışverişi benzerlerinin eskiden yaptığı alışverişe benzemiyor; daha çok, istatiksel olarak yükselen eğriye göre mal ve iletilerin edinilmesi, algılanması ve güdümlenmesi biçimini taşıyor. Tüketimin şekillendirdiği toplumlarda dikkat çeken başlıca husus ise tüketim kültürünün mantığıdır. Tüketim kültürü mantığının temeli, ihtiyaçların sınırsız olmasına ve her geçen gün yeni ihtiyaçlar üretilmesine dayandırılmaktadır. Dolayısıyla zaman zaman insan ihtiyaçları dışında görünen ürünler, yeniden şekillendirilip tüketici kitlesine sunulduğunda ve sunumla ya da reklamla her karşılaşıldığında bu ürünler, kişilerde ihtiyaç hissi yaratılmaktadır. Elbette nesnelerin dünyası tarafından ele geçirildiği düşünen toplumlarda, tüketimi tetikleyici unsurların başında ‘reklam’ ya da ‘tanıtım’ faktörü bulunmaktadır.

Reklam, Türk Dil Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğünde “bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol” ve “bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb.” şeklinde tanımlanmaktadır. Teknolojiyle beraber tanıtım yollarının arttığından ve dolayısıyla bu amaç için kullanılan yöntemlerin farklılığından da bahsedebilmek mümkündür. Teknolojinin henüz yeni yeni gelişmeye başladığı dönemlerde ürünlerin/malların ya da nesnelerin tanıtımı/reklamı gazeteler aracılığıyla yapılmaktayken; televizyon, radyo gibi teknolojik ürünlerin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla beraber reklam şekilleri de değişim göstermiş ve tanıtımlar, bu kanallar aracılığıyla yapılmıştır. Bunu, hem tüketimin şekillendirdiği reklamcılıktan hem de reklamların şekillendirdiği tüketim olarak dile getirmek pek de yanlış olmayacaktır. Günümüze biraz daha yaklaştığımızda; televizyonlardan, radyolardan daha yaygın hale gelen telefon, bilgisayar ya da tabletler ve beraberinde gelen sosyal medyanın, şu an reklamcılığın ve tüketim alanının, pazarların hedefi olduğu gözlemlenmektedir. Sosyal medya aracılığıyla yapılan, yaptırılan reklamlar; zaman zaman internetin güvenilmez yanından ve yoğunluğundan yararlanıldığı için yanıltıcı da olabilmektedir. Özellikle sosyal medya kullanım sıklığıyla artan ve belki de sektör haline geldiği söylenebilecek bir gerçekle de karşı karşıyayız gibi durmakta: Reklam dolandırıcılığı. Özellikle güvenilir sitelerin, şirketlerin, kuruluşların yahut kişilerin adı kullanılarak ya da bilinen, güven arz eden kişiler reklam yüzü yapılarak tanıtım/reklam gerçekleştirilmektedir. Bunun son dönemde ülkemizde bilinen örneği ise; sosyal medya fenomenleri, dizi-film oyuncuları gibi birçok ünlü ismin sosyal medya hesapları üzerinden yapmış olduğu ilaç-takviye ürün reklamıdır. Hayatı ve dolayısıyla gündemi şekillendiren Covid-19’un tedavisi için araştırmalar ve denemeler devam etse de, bilimsel netlik kazanan bir çözüm henüz ileri sürülmüş gözükmemektedir. Bu durumu fırsat bilenler ve bunun üzerinden kazanç elde etmeye çalışanlar da ortaya çıkmıştır. Corona virüsün tedavisi, ilacı ya da iyileştirici güce sahip olduğu söylenen takviye ürünlerin bulunduğuna dair reklamlar, haberler sosyal medyada sürekli göze çarpan başlıklar arasında bulunmaktadır. Bunlar arasında son zamanlarda çarpıcı olan reklam ve haber ise; ünlülerin sosyal medya aracılığıyla tanıttıkları takviye ürünün yararsız olması ve aynı zamanda yan etkilerinin bulunması. Teyit edilmemiş bir takviye ürünü tanıtan, hayali bir firmanın hazırladığı yanıltıcı afişlere inanılarak gerçekleştirilen bu ve buna benzer reklamlar, toplumsal güveni sarsar niteliktedir.

https://www.newscrab.com/article/lifestyle/more-dangerous-disease-than-coronavirus-was-spread-100-years-ago-millions-of-dead-bodies-were-piled-up-16189 ve https://www.jconline.com/story/news/crime/2015/10/23/teller-saves-man-fraud-scam/74468218/ adresinden yararlanılmıştır.

Yoğun talep, fırsatçı ve dolandırıcılara da yeni bir alan yarattı. Birkaç gün önce “N… A…” ismiyle piyasaya sürülen ve çok sayıda ünlü ismin reklamını yaptığı takviye edici ürünün Tarım ve Orman Bakanlığı listesinde olmadığı ortaya çıktı.[2]

Reklamı yapılan ürünün iyileştirici etkisi olduğu iddiasının asılsızlığı tespit edildikten sonra, reklam yapan ve yaptıran şahısların da gereken cezalara çarptırıldığı da haberlerde bildirilmiştir. Ticaret Bakanlığı Ticaret Kurulu Başkanlığı tarafından alınan gerekçeli karar, Resmi Gazete’de yayınlanmış. Sosyal medya hesaplarında insanların hastalık korkusundan faydalanıp alenen dolandırıcılık yapan kişilere yardım eden herkese 104 bin 871 TL idari para cezası kesilmiş. Keza reklamlarda yer alan ilacı üreten firmaya da para cezası kesilmiş.[3]

Reklam dolandırıcılarının artmasıyla beraber ürünlere ya da haberlere olan güvenin toplumca sarsılması bir yana; örnek olarak ele alınan bu durum, toplum üyelerinin tüketim alışkanlıkları tarafından nasıl ele geçirildiği ve tüketim standartlarının ‘neler ve kimler’ üzerinden belirlendiğinin de göstergesidir. Reklamlar, ürünler ve ürünlerin sunuluş biçimleriyle kimler üzerinden sunulduğunun da bu noktada önem arz eden bir husus olduğunun tekrar altı çizilmelidir. Kültüre ve topluma göre geliştirilen reklam taktikleri göz önünde bulundurularak reklamı yapılan ürünün, resmi kurumlar ya da kuruluşlarca aldığı onayın kontrolünün sağlanması ve yapılan reklamların sıkı bir denetime tabi tutulması hususundaki gereklilikler de ön plana çıkmaktadır. Ne kadar sıradan bir haber gibi gözükse de, yapılan reklam sayesinde pazarlanan ürünün hayati tehlikelere de sebebiyet verdiği/verilebileceği de unutulmamalıdır. Reklam, bireyler tarafından zaman zaman etkili bir yol gibi algılanmasa da; tanıtım yolunun iyi tercihiyle ürünler alıcı bulabilmektedir.

Sonuç olarak toplumun kültürüne, takip ettiği gündeme ve birçok farklı faktöre göre şekil verilen ve özellikle sosyal medyayı aracı olarak seçerek topluma sunulan reklam, zaman zaman yanıltıcılığa sahip olabilmektedir. Bu durum toplumsal güvenin sarsılmasına neden olsa da, tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesinde ya da tüketimin sorgulanmasında farklılıklar yaratacak özelliğe sahip görünmemektedir. Toplum sosyal medyadaki reklamlar konusunda bilgilendirilmeli, reklam yapabilme-yaptırma konusunda da gerekli önlemler alınmalı ya da alınmış önlemlerin gözden geçirilmelidir.

KAYNAKLAR

Baudrillard, J. (2008). Tüketim Toplumu (2. b.). (H. Deliceçaylı, & F. Keskin, Çev.) İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Toffler, A. (2018). Üçüncü Dalga Bir Fütürist Ekonomi Analizi Klasiği (3. b.). (S. Yeniçeri, Çev.) İstanbul: Koridor Yayıncılık.


[1] Toffler’ın kaleme almış olduğu Üçüncü Dalga adlı eserde, üç tip toplumdan bahsetmektedir. Birinci Dalga olarak adlandırdığı toplum, tarım devrimi sonrası toplumunu ifade etmektedir. İkinci Dalga, endüstri toplumunu, yani bugünün toplumunu temsil etmektedir. Son olarak Üçüncü Dalga ise, sanayi sonrası toplumu temsil etmekte ve günümüzde tartışmaları devam eden bir konudur.

[2] https://www.ntv.com.tr/turkiye/virusten-koruyor-iddiasiyla-dolandiricilik-unluleri-de-kandirdilar,7mRf4TK0K0ilfPcLC-HMog adresinden 12.08.2020 tarihinde yararlanılmıştır.

[3] https://www.milliyet.com.tr/unluler-neden-covid-19-a-iyi-geliyor-diye-ilac-reklami-yapti–molatik-16498/ adresinden 12.08.2020 tarihinde yararlanılmıştır.

Bir Cevap Yazın