Sosyal Kontrol
Sosyal kontrol, toplumsal düzenin oluşturulması ve devam etmesini sağlayan bir diğer faktördür. Sosyalizasyon sürecinde toplumsal normları öğrenen birey, bu normlara aykırı davrandığında sapma söz konusudur. Sosyal kontrol de bu sapma davranışına engel olmaya yarar bir mekanizmadır. Bu açıdan, bireyin hayatını düzenleyerek toplumsal istikrarı sağlamaktadır. Ödül ve ceza yaptırımları, sosyal kontrolün araçlarıdır (Güçlü & Akbaş, 2019, s. 10).
Sosyal kontrol, toplumsal düzeni sağlaması bakımından yararlı görülse de kimi zaman gelişmenin önüne set çekmesi nedeniyle olumsuz etkiye sahip olabilmektedir.

Ceza
Hukuk kuralları da toplumsal düzeni sağlamak için oluşturulmuştur. Yasalarda yapılması ya da yapılmaması belirtilene aykırı davranmak, suçu oluşturur. Suç da toplumsal düzene zarar veren eylemlerdir. Toplumsal düzeni bozan davranışlarda bulunan kişi, toplumsal ve hukuki yaptırımla karşılaşır. Hukuk kuralları ile belirtilene aykırı davranan kişiye uygulanan yaptırıma “ceza” denir (İçli, 2019, s. 43). Tüm suçlar için uygulanan cezalar aynı şiddette olmasa da tüm cezaların birincil amacı caydırıcı olmaktır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 1. Maddesine göre “ceza kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.”

Öte yandan, hukukta tüm insanlar suç faili olarak görülmez. Burada vurgulanması gereken kavram “ceza ehliyeti”dir. Buna göre, bazı durumlar ceza yükümlülüğünü kaldırabilir ya da ceza indirimine sebep olabilir. Bu durumlar: Küçüklük hali, sağır ve dilsizlik hali, akıl maluliyeti, sarhoşluk olarak sıralanabilir.
Küçüklük halinde fiili işlediği zaman 12 yaşını bitirmemiş olanların ceza ehliyeti yoktur.
Fiili işlediği anda 12 yaşını bitirmiş, 15 yaşını bitirmemiş olanların işledikleri fiili fark ve temyiz etmeleri durumunda ceza görürler fakat cezaları indirilerek verilir.
15 yaşını bitirmiş, 18 yaşını bitirmemiş olanların işledikleri fiili farik ve mümeyyizi olmaları şartı aranmaz, bunların temyiz kudretine sahip oldukları kabul edilir fakat cezaları bir miktar indirilerek verilir (İçli, 2019, s. 44).
Sağır ve dilsizlik halinde, sağır ve dilsiz olmanın kişinin gelişimini etkilediği; kişinin psikolojik ve fizyolojik olarak yaşıtlarıyla aynı gelişim düzeyinde olmayabileceği kabul edilir. Bundan dolayı, sağır ve dilsizler için ayrı bir yaş sınıflandırılması yapılmıştır. Buna göre cezai sorumluluğun olmadığı haller 12 yaştan 15 yaşa çıkarılmıştır. Fiili işlediğinde 15- 18 yaş aralığında olan sağır ve dilsizlerin ise işlediği fiili anlama kabiliyetlerinin olup olmadığına, davranışlarına yön verip veremediğine bakılmasına karar verilmiştir. Fiili işleyen sağır ve dilsiz 18-21 yaş aralığındaysa cezai ehliyeti vardır fakat cezaya indirim uygulanır. 21 yaşını dolduran sağır ve dilsizler için ise yaşın ceza durumu üzerinde etkisi olmadığı belirtilmiştir.
Akıl maluliyeti tanımında ihtilaflar olsa tanımın ne olduğu fark etmeksizin akıl maluliyeti durumunda ceza ehliyetinin kalktığı kabul edilmiştir. Türk Ceza Kanunu iki tür akıl maluliyeti kabul eder. Bunlardan birincisinde ceza tamamen, diğerinde kısmen ortadan kalkar (İçli, 2019, s. 45).
Sarhoşluk hali de bazı durumlarda ceza ehliyetini ortadan kaldırır. Sarhoşluk arızi ve ihtiyarı olarak ayrılmıştır. Arızi sarhoşlukta kişi, içtiği şeyin alkollü olduğunun bilincinde değilken ihtiyarı sarhoşlukta kişi bu bilince sahiptir. Arızi sarhoşlukta ceza ehliyeti ortadan kalkabilir ya da ceza indirimi uygulanır. İhtiyari sarhoşlukta ise ne ceza ehliyeti ortadan kalkar ne de indirim uygulanır.
*Öne çıkan görsel https://augustinianspirituality.org/2020/05/26/an-augustinian-pastoral-response-to-mass-incarceration/ adresinden alınmıştır.
KAYNAKLAR
Güçlü, İ., & Akbaş, H. (2019). Suç Sosyolojisi (2. b.). Ankara: Gazi Kitabevi.
İçli, T. G. (2019). Kriminoloji (10. b.). Ankara: Seçkin Yayıncılık.