İnsan, doğası gereği iletişim kurmaya ihtiyaç duymakta, ihtiyaçları doğrultusunda da sürekli eylemde bulunmakta ve yaşamı boyunca da eylemlerini, ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirip sürdürmektedir. Bu süreçleri, insanın kendini ve toplumu, araçlar vasıtasıyla yeniden üretimi olarak tanımlamak mümkündür. Elbette, insanların bu üretim araçlarını sistematik hale getirerek ilişkisel işaretler (anlam/gösterge) oluşturması ve yorumlaması kaçınılmazdır (Erdoğan & Alemdar, 2010, s. 314). Göstergeleri oluşturma, süzgeçten geçirme ve yorumlama, istense de istenmese de bir süre sonra kendiliğinden gerçekleşmeye başlamaktadır. Sürecin oluşumu ve süreçten geçirmelerin, sistematik bir şekilde ele alınması ise “göstergebilim” tarafından gerçekleştirilmektedir. Özellikle dil ve mantık alanında ortaya çıktığı ileri sürülen göstergebilim, Türkçeye “semiyotik” olarak Yunanca sembol anlamına gelen “semeion” kelimesinden geçmiştir.
Göstergebilim işitsel, görsel, görsel-işitsel anlatılarda anlamların üretim sürecini, bu sürecin nasıl gerçekleştiğini açıklayabilecek düşünme modeli geliştirmeye çalışan bir tasarımdır. Rifat (2019, s. 19) ise bu süreci; anlatının yaratılırken yaşanan “anlam üretme” sürecinin karşısında anlatılar kavranırken yaşanan “anlam yakalama” şeklinde tanımlamaktadır. Doğada ve toplumda bir örgütlenme biçimi olan ağların, bu yolla oluşturulmaya başlandığı, hatta “konuşma”nın keşfi ile insanlar arasındaki sosyal ağları örmelerinin başlangıcının paralel gerçekleştiği de ifade edilebilmektedir. Tarihsel süreçlere bakıldığında insanların, telekomünikasyon, dağıtım ağı, bilgisayar ağı gibi pek çok ağ geliştirdikleri görülmektedir. Dijk’a (2016, s. 50) göre bu teknolojik ağlar, insanlardan oluşan gönderici ve alıcıları birbirine bağlamak için semboller ve enformasyon ile dolu olduğunda medya ağlarına dönüşmektedir. Hem teknolojik hem kurumsal gelişmeler, yenilikler hem de yaşanmakta olan salgın sürecinin etkisi ile sosyal ağlar ve medya ağları, günümüzdeki toplumların tamamını etkisi altına almış gözükmektedir. Özellikle koronavirüs salgını süreciyle bu durum, daha da belirgin bir hale gelmiştir. Medya ağlarının bu kadar etkili olduğu bir dönemde farkındalık yaratmak adına yapılan çalışmaların, reklamların vb.’nin de ilk durağı, bu ağlar olmaktadır. Bal (2018, s. 86) ise medya ürünlerinin bir gösterge olarak kabul edildiğini şu şekilde ifade etmektedir: Anlatım şekli (biçim), gösteren ve anlam (içerik), gösterilendir. Bilhassa medya içerikleri üzerinden incelemeler yapan göstergebilimciler, her bildirimin bu iki düzlemden (gösteren ve gösterilen) meydana geldiğini ileri sürmektedir. Gösteren ile gösterilen de bir araya gelerek göstergeyi oluşturmaktadır. Kodlar tarafından düzenlenen göstergeler, kendi kültürü içerisinde de bir anlama sahiptir. Kodlar, kültür tarafından onaylanır ve paylaşımda bir anlam ifade ederler (Bal, 2018, s. 63). Başka bir ifade ile kodlar, kendi kültürü içerisinde resmi ya da resmi olmayan bağlamda da önem kazanmaktadır. Dolayısıyla göstergebilimin, anlatının yüzeyindeki değil de derinliklerindeki anlamlarını ortaya çıkardığını ya da bunu hedeflediğini söyleyebilmek mümkündür.
Bir sonraki başlıkta, koronavirüs salgını sürecindeki bir problemi ele alan yazılı bir kampanyanın görsellerinin, göstergebilimsel analizi yapılacaktır. Bu yazılı kampanyanın seçilmesinde, verilmek isteneni doğrudan ve bir yandan da rahatsız edici bir dille gerçekçe sunması etkili olan faktörlerden biridir. Kültürel simgelere asgari seviyede yer verilerek dünya üzerinde sıkça rastlanılan bir problemin, basit ama güzel bir teknikle ele alınması da bir diğer etkendir.
a. “There is no reason” Adlı Posterinin İncelenmesi

Brezilya’da günlük, basılı ve dijital medyada yayımlanan Correio da Bahia Gazetesi’nde yer alan “Sebep Yok” adlı yazılı kampanya, yukarıda yer alan görsellerle oluşturulmuştur. Ayrıca kolajın sağ alt köşesine, gazetede yer verilen açıklama da eklenmiştir.
Uçuk pembe ve açık yeşil renginin kullanıldığı fon üzerine, farklı demografik özelliklere sahip insanlara, aynı formatta yer verilmiştir. Üç görselde de omuzlardan yukarısına odaklanıldığı, ağzın ve burnun yerlerinin değiştirildiği görülmektedir. Uçuk pembe ve dairesel şekilde kişilere odaklanan açık yeşil renklerden oluşan düz bir fon kullanılmıştır. Görsellerin sağ alt köşesinde gazeteye ait “Correio” amblemine yer verilmiş, amblemin üzerine de görsellerdeki kişilerin, figürleştirilmiş hali iki slogan arasına ve yeşil fon üzerine yerleştirilmiştir. Göze çarpan ilk slogan “There’s no reason to put it on the wrong place (Yanlış yere koymak için hiçbir sebep yok)” tir. Bu sloganın hemen altında maskesini takmış, ağzı ve burnu yüz üzerinde olması gereken yerde olan figürler yer almaktadır. Ayrıca üç tane ok ile kulak, burun ve boyun bölgesi işaretlenmiştir. Figürlerin altında da “Wear your mask properly (Maskeni uygun bir şekilde tak)” sloganı yer almaktadır.
| Gösterge | Gösteren | Gösterilen |
| Ağzı ve burnunun yeri değiştirilmiş genç kadın, genç erkek ve yaşlı erkek. | Ağzı ve burnunun yeri değiştirilmiş genç kadın, genç erkek ve yaşlı erkek fotoğrafı. | Maskenin olağan dışı kullanımı, burnun ve ağzın yerlerinin, boyun ve çene olmaması, hastalık tehdidi. |
Genç kadın, genç erkek Düz Anlam Yan Anlam
ve yaşlı erkeğin anormal ——— Olağan üstü bir durum ———— Maskeyi doğru
görüntüsü vardır kullanmak sağlığı korur
Gösterge; ağzı ve burnunun yeri değiştirilmiş genç kadın, genç, siyah erkek ve yaşlı erkektir. Brezilya ırkı; Kızıldereli, siyah ve beyaz halkların karışımından oluşmuş ve bu, kültüre yansımıştır. Yayımlanan yazılı kampanyanın görsellerinde de bu kültürel yansımalara yer verdiğinden bahsedilebilmektedir. Burada üç farklı demografik özelliklere sahip bireylere yer verilmesinin sebebi yaş, cinsiyet, ırk fark etmeksizin maskenin yanlış kullanımına dikkat çekilmek istenmesidir. Ayrıca ilk bakıldığında rahatsızlık veren ağız ve burnun yeri, maskenin çeneye ya da boyun bölgesine indirilerek kullanılmasının, ironik bir şekilde dile getirilmesidir. Sağ tarafta yer alan figürde maskenin, ağzın ve burnun olması gerektiği yerleri işaret edilecek şekilde takıldığı görülmektedir. Doğru kullanım için maskenin iplerinin iki kulağa takılması, maskenin telli kısmının/üst kısmının, burnun üstüne gelmesi ve alt kısmın ise ağız bölgesini tamamen kapatması gerektiğine dair üç tane ok görülmektedir. Bu figürün, maskenin doğru kullanım yönergesine aracı olarak kullanıldığını ifade etmek pek de yanlış olmayacaktır. “Yanlış bir yere koymak için bir sebep yok” sloganı, hem görselleri hem de maskenin yanlış kullanımını işaret eden, yine ironik bir dille oluşturulmuş bir slogandır. Kullanılan renkler, kişileri ön plana çıkaran bir özellik taşımakla beraber, özellikle yeşil rengin kullanımı da maske kullanarak güvenli bölgenin oluşturulabileceğini simgelemektedir. Ayrıca bireylere odaklanırken pembe renkten, yeşil renge dairesel geçiş de fiziksel mesafe ile güvenli bölgenin oluşturulabileceğini simgeler niteliktedir. Gazetenin amblemi üzerindeki “maskeni uygun tak” sloganı ile de verilmek istenen anlam tamamen açık bir hale getirilmiştir.
Sonuç olarak absürd bir anlatımla dikkat çekilmek istenen konu, koronavirüs salgını sürecinde alınan önlemler arasında, maske takma kuralına uymayan ya da uyduğunu ileri sürerek maskeyi yanlış kullanan insanların, hem kendi hem de halkın sağlığını bu şekilde tehlikeye atmalarıdır. Gazetede yapılan açıklamada buna da yer verilmektedir. İnsanların gösterge olarak kullanıldığı bu kampanyada; yüz yapılarındaki değişimlerle dikkati çeken insanlar, gösteren ve maskenin takıldığı figür, burun ile ağzın olduğu yerde kullanılması da gösterilen olarak ele alınmaktadır. Renklerin kullanımı da ele alınabilecek ikinci göstergedir. Özellikle bireylere odaklanılan kısımdaki renk geçişleri, güvenli bölgenin temsilidir. Gösterge insan; gösteren, pembe ve yeşil renkler; gösterilen ise tehlikeli alandan, güvenilir alana geçişi, yani hastalıktan korunmayı temsil etmektedir.
KAYNAKÇA
Bal, H. (2018). İletişim Sosyolojisi (3. b.). Bursa: Sentez Yayıncılık.
Dijk, J. V. (2016). Ağ Toplumu. İstanbul: KAFKA, Epsilon Yayıncılık.
Erdoğan, İ., & Alemdar, K. (2010). Öteki Kuram (3. b.). Ankara: Erk Yayınları.
Rifat, M. (2019). Göstergebilimin ABC’si (5 b.). İstanbul: Say Yayınları.