Dijital Demokrasi Üzerine

Öz

Bu makalede demokrasinin tarihi dikkate alınarak günümüzdeki işleyişine değinilmiştir. Bu işleyişte olduğu söylenen aksaklıklara yahut temel problemlere değinilmiş ve bunların giderilmesinde önemli bir rol oynayacağı düşünülen elektronik demokrasi sistemi ele alınmıştır. Doğrudan demokrasinin günümüz nüfuslarında geçer halde olmaması, temsili demokrasiyi gerektirmiştir fakat bu sistemin ne derece halk egemenliğine dayandığı sorgulanmaktadır. Mevcut sistemler içinde en iyisi olarak görülen demokrasinin işleyebilmesi adına e-demokrasi, destekleyici bir nitelikte görülmüş ve siyasi katılımı arttıracağı yönünde görüşler bildirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: e-katılım, dijital demokrasi, e-devlet, doğrudan demokrasi

Giriş

Winston Churchill, 11 Kasım 1947’deki Avam Kamarası (House of Commons) konuşmasında “demokrasi en kötü yönetim biçimidir” der ve ekler “diğer tüm yönetim biçimleri hariç tutulduğu takdirde.” Antik Yunan ve Roma Cumhuriyeti’nde süren birkaç yüzyıllık demokratik yönetimden sonra yüzyıllarca, demokrasi tercih edilen bir yönetim biçimi olmamıştır. Atina’da Sokrates’i ölüme götüren demokrasi, günümüzde paha biçilemez bir önemde görülmekte, neredeyse tüm yönetimler demokratik olduğunu iddia etmektedir. Şüphesiz, demokrasi olduğu gibi kalmamış ve tarih aktıkça demokraside de değişimler yaşanmıştır. İlk biçimi doğrudan demokrasi olarak adlandırılırken dünya nüfusunun artmasından kaynaklı olarak temsili demokrasi halini almıştır. Fukuyama, Huntington, Moore, Tilly gibi düşünürlerin söylediği üzere yirminci yüzyıl, demokrasinin en hızlı değiştiği yüzyıl olmuştur (Mankan, 2020). Günümüzde ise bir başka değişime şahitlik edip etmediğimiz, üzerine düşünülmesi gereken bir sorudur. Bununla birlikte “siyasi katılımın mekânı değişiyor mu?” sorusu ise bizi e-demokrasi kavramına götürmektedir.

1. Demokrasi Nedir?

Demokrasi, üzerine çok fazla yazılan ve konuşulan, pek çok farklı bakış açısıyla tanımlanmış bir kavramdır. Dahl’a (2019, s.9) göre demokrasinin iki bin beş yüz yıllık geçmişi, bu kavram üzerindeki anlaşmazlıkların sebebidir de aynı zamanda. Türk Demokrasi Vakfı (1992, s. 5) Güney ve Kuzey Amerika’nın bir demokrasi yarımküresi haline geldiğini, Asya’da demokrasinin kökleşmeye başladığını ve Afrika’da da daha önce şahit olunmadık bir demokratik reform çağında olunduğunu yazmıştır. Schmitter ve Karl (1995, s. 67), demokrasi kelimesini siyaset piyasasında dolaşan değeri düşük bir paraya benzetmiştir çünkü onlara göre siyasetçiler, yaptıkları her harekete bu kelimeyi yakıştırmaktadır. Demokrasi kavramı günümüzde böylesi bir önem arz ederken ve neredeyse tüm yönetimler demokratik olduğunu iddia ederken bu kavram üzerine düşünmek, şu anki halini ve geleceğini analiz etmek de gerekmektedir.

Demokrasi, Yunanca “halk” manasına gelen “demos” kelimesi ve “iktidar” manasına gelen “kratos” kelimelerinin birleşiminden oluşan bir kavramdır (Öztürk, 2006). Genel kanı, “demos”un “halk”ı karşıladığı yönündedir. Yine de Yunanların bu kelimeyi “Atinalılar”, “fakirler” yahut “çoğunluklar” olarak kullandığı da bilinmektedir (Özdemi̇r vd., 2010). Genel olarak bakıldığında halkın iktidarı olan bir yönetim biçimi olarak tanımlanabilir. Bu konuda en bilinen tanımlardan birini de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Abraham Lincoln yapmıştır: “halkın, halk tarafından, halk için yönetimidir (Varlık & Ören, 2003)”. Alain Touraine ( 2019, s. 25) ise demokratik yönetim biçimini olabilecek en çok sayıdaki bireye, mümkün olan maksimum özgürlüğü tanıyan, en büyük çeşitliliğe imkân sağlayan ve bunu koruyan siyasal yaşam biçimi olarak bakmıştır. Kolakowski (1995, s. 389) ise bu kavramın temel üç bileşeni olduğunu söylemiştir. İlk olarak, seçilenlerin güç ve etkilerinin aldıkları halk desteği oranı ile örtüşmesini sağlayan kurumlardan bahsetmiştir. İkinci olaraksa yasanın, yürütmeden bağımsız olmasını söylemiştir. Ona göre yasa, seçilenlerin aleti olmamalıdır. Son olarak ise yurttaşların yasa önündeki eşitliği ve kişisel hak ve özgürlükleri koruyan hukuk söylenmiştir.

Robert Dahl (akt., Tilly, 2014, s. 25-26) ise demokrasiden bahsedilebilmesi için, gönüllü bir dernek üzerinden, beş kriterden bahsetmiştir:

  • Etkin Katılım: Bir politika kabul edilmeden evvel derneğin tüm üyeleri, fikrini diğer üyelere açabilmek için eşit fırsatlara sahip olmalıdır.
  • Oy Kullanma Eşitliği: Politikanın kabul edilmesi için yapılan oylamada her üyenin eşit, etkin fırsata sahip olması ve her bir oyun eşit kabul edilmesidir.
  • Bilgi Edinebilme: Her bir üyenin alternatif politikalar ve bu politikaların doğurabileceği sonuçlar hususunda bilgi alma fırsatlarının eşit olması anlamına gelmektedir.
  • Gündemin Denetimi: Bir meselenin gündeme nasıl alınacağına yahut hangi meselenin gündeme alınacağına dair her bir üyenin fırsata sahip olmasıdır. Bu maddenin işlemesi, önceki üç maddenin işlemesiyle de alakalıdır.
  • Yetişkinlerin Dâhil Olması: Sürekli oturma izni olan her bir yetişkinin yukarıda bahsedilen dört hakka da sahip olmasıdır.

Yine de demokrasi hususunda bir uzlaşmaya varıl(a)madığı açıktır. Kimi tanımlamalar ve açıklamalar, demokraside halk egemenliğini ön plana çıkarırken kimi tanımlamalarda da halk egemenliği dışarıda bırakılmıştır. Demokraside halk egemenliğinin dışarıda bırakıldığı tanımlamalardan biri de Joseph Alois Schumpeter’e aittir: “Demokrasi; siyasi, hukuki ve idari kararlara erişmek için temelinde her bir bireyin, halkoyu yoluyla yürütülen bir rekabet aracılığıyla karar verme gücünü ele geçirdiği anayasal bir araç olma anlamında, siyasi bir yöntemdir (Gentile, 2019, s. 8)”. Demokrasi farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda farklı şekillerde uygulanmıştır. Bundan kaynaklı olarak çeşitli perspektiflerden yorumlanmasını anlayabilmek adına onun tarihine göz atmakta fayda vardır.

1.1. Demokrasinin Ortaya Çıkışı

Demokrasinin ilk örneği olarak Yunan şehir devletleri gösterilmektedir. Bu kültürün tohumlarının Kleistenes ile atıldığı söylenmektedir (Aktan & Hallier, 2021). Robert Dahl ise demokrasinin birden bire ve tek bir yerde ortaya çıkmadığını, farklı coğrafyalarda ve çeşitli koşullarda demokrasiden bahsedilebileceğini söylemektedir. Demokrasinin yalnızca Antik Yunan’da başlayıp hare hare yayıldığını varsaymak iki nedenden ötürü yanlıştır ona göre. Öncelikle demokrasi ilk yüzyıllarından sonra düşüşe geçmiş ve yok olmuştur. İkinci neden olarak da demokrasi, bir buharlı makine gibi tek seferde icat edilmiş değildir (Dahl, 2019, s.15-17).

Avcı-toplayıcı toplumlarda da üyeler arası fikir alışverişi olduğu ve kararların birlikte alındığı söylenmektedir. Bu küçük gruplar üzerine yapılan araştırmalar bunu göstermektedir Dahl’ın (2019, s. 18) söylediğine göre. Bu karar alma biçimi de ilkel demokrasi olarak nitelendirilmiş ve demokrasinin “doğal” bir biçimde var olan politik sistem olduğu söylenmiştir. Tarım toplumu, yani yerleşik hayatla birlikte bu yönetim biçimi imkânsız hale gelmiş ve uzunca bir süre ara verilmiştir.

Antik Yunan’a baktığımızda ise milattan önce beşinci yüzyılda demokrasinin olduğu bilinmektedir. Site devletlerinden oluşan Antik Yunan’da, özgürlükler ve demokrasi bakımından dikkatimizi çekecek şehir, Atina olmuştur. Atina’daki demokrasi, bugünkü anladığımız demokrasiden farklıydı (Memişoğlu, t.y.). Günümüzde, nüfustan kaynaklı olarak, doğrudan bir demokrasi imkânı olmayan bir haldedir. Bunun yerine temsili demokrasi uygulanmaktadır. Bununla birlikte, günümüz demokrasilerinde vatandaş olan her yetişkinin oy hakkı varken Atina’da durum böyle değildi. Bu oy hakkı belli bir zümre içindi. Kadınlar, metek sınıfı ve köleler bu zümreye dâhil değildi (Di̇nçkol, 2017). Atina’da bulunan mecliste vatandaşlar, vergi, savaş-barış, memur seçimi gibi şeyler için oy hakkına sahipti.

Antik Yunan ile aynı tarihlerde halk yönetiminden bahsedebileceğimiz bir diğer coğrafya ise Roma’dır. Romalıların kendi sistemine koyduğu ad ise cumhuriyet anlamına gelen repubcil olmuştur. Publicus Latince halk anlamına gelirken res kelimesi de “şey” yahut “ilişki”yi karşılamaktadır. Yani cumhuriyet, “halka ait olan” anlamına gelen bir sözcüktür (Dahl, 2019, s. 21). Burada da Yunan’dan farklı olmayan şekilde, halkın tümünü kapsayan bir oy hakkından bahsedilememektedir. Önceleri soylular ve aristokratları kapsayan bu hak, daha sonra alt tabaka için de mümkün olmuştur fakat yine erkekler ile sınırlı kalmış, kadınların yönetime katılması söz konusu olmamıştır. Roma Cumhuriyeti’ndeki kusur bununla sınırlı değildir. Roma’nın nüfusu hızla artmış, coğrafyası genişlerken sistem değişmemiş ve doğrudan, meclis üzerinden halk oylaması devam etmiştir. Dolayısıyla fiziki ve maddi zorluklardan dolayı meclisin olduğu şehre gitmek imkânı bulamayan vatandaşlar, halk meclisi fırsatından mahrum kalmışlardır.

Görüldüğü üzere, halk egemenliğinin ilk adımları Antik Yunan ve Roma’da atılsa da bugün anladığımız anlamıyla bir demokrasiden bahsedemeyiz. Bu yönetimlerde söz hakkı, nüfusa oranla kısıtlı bir gruptadır ve bu gruba dâhil olmak için seçkin ve erkek olmak gerekmektedir. Bununla birlikte nüfus da günümüzle kıyaslanamayacak bir durumda olduğundan dolayı doğrudan söz hakkı mümkün olmuştur.

1.2. Demokratik Yönetim Biçimleri

Demokrasinin tek bir tanımı olmamasının sebebi tek bir uygulanış biçiminin de olmamasıdır. Farklı coğrafyalar, farklı anlayışlar anlamına gelmektedir. Dolayısıyla da literatürde de üzerinde konsensüse varılmış bir demokrasi biçimi yoktur. Bundan dolayı da “egemenliğin kullanım biçimi” dikkate alınarak demokrasiye dair bir sınıflandırma yapılabilir (Dinçer, 2020, s. 14). Bu sınıflandırmada da farklılıklar olsa da ise genel olarak “doğrudan demokrasi” ve “temsili demokrasi” şeklinde yapılmıştır. Bazı sınıflandırmalara “yarı doğrudan” ve “yarı temsili” demokrasi çeşitleri de eklenmiştir.

1.2.1. Doğrudan Demokrasi

Daha önce de bahsedildiği üzere, bu demokrasi şekli Antik Yunan’da uygulanan demokrasi şeklidir (Gönül, 2021, s. 35). Antik Yunan’da bu demokrasi biçiminin uygulanabilir olmasını sağlayan şey ise insan nüfusunun elverişli olmasıydı. “Antik Yunan polisleri küçük bir şehir ile bu şehrin çevresindeki köylerden oluşmaktaydı. Dolayısıyla polisler hem coğrafi bakımdan hem de nüfus bakımından modern devletlerle kıyaslanamayacak derecede küçük birimlerdi (Mert, 2018, s. 38).” Burada, yürütme ve yargı doğrudan doğruya halk eliyle yürütülüyordu. Yani bir temsilci söz konusu değildi. Halk doğrudan, meclis adı verilen yerde bulunup aracısız şekilde oyunu verebiliyordu.

“Doğrudan demokrasinin en hararetli savunucusu J. J. Rousseau olmuştur (Demir, 1998, s. 10)”. Doğrudan demokrasi kuramı da onun fikirlerine dayanmaktadır. Rousseau toplumsal sözleşme ile egemenliğin devredilemezliğine vurgu yapmıştır (Tunç, 2008). Ona göre temsil sisteminde halk özgürlüğünü yitirir. Bir halk temsil ediliyorsa “o artık özgür değildir, o artık yoktur (Schmidt, 2001, s. 64)”. Fakat daha önce de zikredildiği üzere günümüzde doğrudan demokrasiye rastlamak çok zordur. Yalnızca İsviçre’nin nüfus ve yüzölçümü bakımından küçük olan kantonlarında doğrudan demokrasiden bahsedilebilmektedir. Uygulanabilirliğindeki açmazlardan dolayı “yarı doğrudan demokrasi” önerilmiştir.

1.2.2. Yarı Doğrudan Demokrasi

Bu sistemde, doğrudan demokrasi ve temsili demokrasinin bir sentezi amaçlanmıştır. “Yarı doğrudan demokrasi modelinde vatandaşların iktidara müdahale eksikliğini tamamlayan iktidarı paylaşmaya olanak sağlayana yöntemler sunmaktadır (Turan, 2014, s. 262 akt. Dinçer, 2020, s. 16). Bu yöntemler veto, referandum ve inisiyatif almadır.

Veto, yönetenlerin aldığı bir önlemin uygulanmasını engelleyebilmek adına halka verilmiş olanakları ifade eder, referandum ise yasanın halkoyuna sunulması anlamını taşımaktadır. Yarı doğrudan demokrasinin uygulanmasındaki temel yoldur (Çam, 1975, s. 98).

1.2. 3. Temsili Demokrasi

İnsan nüfusu arttıkça Antik Yunan yahut Roma Cumhuriyeti tarzında bir halk katılımı zorlaşmıştır. İnsanların bir mecliste toplanıp yönetime doğrudan katılması ancak Atina gibi küçük şehirlerde mümkün olabilmiştir. Bundan dolayı da gidilen yol, temsili demokrasi olmuştur. Temsili demokraside vatandaşlar siyasal haklarını seçtikleri temsilciler yolu ile kullanırlar. Günümüzde demokrasi dendiğinde kastedilen biçim, bu biçimdir.

 John Stuart Mill’e göre modern zamanların en büyük keşfi, temsili demokrasi olmuştur (Sabine, 1961, s. 94; akt.  Dinçer, 2020, s. 24). Mill’in ideal temsili yönetimde aradığı on üç temel özellik vardır. Bu temel özellikler şu şekildedir (Schmidt, 2001, s. 93):

  1. İlk kural, başarılı bir temsili yönetimde belli toplumsal şartlar olduğu ifade etmektir. Bu yönetim biçiminde, halkın kamusal işler konusunda fikir alışverişi ve oylamalar için hazır, istekli ve yetkin olması gerekmektedir.
  2. Temsili meclis, iyi ve yetkin olduğu görevleri yerine getirmelidir. Çünkü eğer ki diğer kurumlara göre daha iyi olduğu işleri yaparsa o zaman çok daha etkili olur.
  3. Temsil düzeninde meydana gelebilecek olası aksaklıkların giderilmesi için güvenlikler inşa edilmelidir. Parlamentoda da çakışan çıkarlar söz konusu olabilir, bundan dolayı da dengeleyici sınıfın olmasının gerekliliğinden bahsetmiştir Mill.
  4. Temsili demokrasinin “sahte” demokrasiye dönüşmesi olasıdır. Bundan dolayı da yanlış demokrasi ile mücadele edilmeli ve doğru demokrasi desteklenmelidir. Sahte demokraside azınlıklar, vatandaş olarak haklarından mahrum kalmaktadır. Doğru demokrasi ise azınlıkların da temsil edilmesine dayanmaktadır.
  5. Seçme hakkı genel olmalıdır fakat aynı zamanda meziyetlere göre de derecelendirilmelidir. Mill, halk meclisinde çoğunluk olanların iktidarı kötüye kullanmasının engellenmesini çok önemsemiştir. Bunu sağlayacak olan da temsili yönetimdir. Mill, “eşit oy hakkı” taraftarı değildir ve seçme hakkını aslında belirli niteliklere bağlamaktadır. “Seçme hakkı sadece okuma yazma ve hesap yapma bilen ve doğrudan vergi ödeyen vatandaşlar için geçerli olmalıdır (Schmidt, 2001, s. 95)”. Bu durumun sebep olabileceği tehlikeler için ise çoğul oy hakkı kurumunu teklif etmiştir. Yani, yeteneği diğerlerinden fazla olanlar iki ya da daha fazla oy hakkına sahip olmalıdır. Oy hakkındaki belirleyici, bilgi ve zekâdır.
  6. Seçimler dolaylı olmamalıdır. Dolaylı seçimlerin sonuçları arzu edilmeyen olacaktır. Dolaylı seçimde halkın etkisi düşecektir.
  7. Oylamaların açık olması bir kural olmalıdır. Gizli oy kullanmak demek, kişisel çıkarların yararına oy kullanmak demektir. Bir turnuva nasıl yapılıyorsa seçimler de o açıklık ile yapılmalıdır.  Bu yol ile seçmenin de sorumluluk duygusu perçinlenecektir.
  8. Seçim mücadelesinde finansman ölçülü olmalı ve milletvekili harcamaları da kısıtlanmalıdır. Eğer ki mücadele çalışmaları ölçülü olmazsa o zaman seçmenin kararı uygunsuz şekilde etki altında kalabilir. Mill için bir milletvekilinin maaş alması korkunçtur. Maaş, milletvekili olarak bencil, sıradan insanların seçilmesi anlamına gelecektir ve maaş söz konusu olmazsa o zaman milletvekilleri aydın ve kaliteli insanlar olacaktır.
  9. Milletvekillerinin görev süreleri kısıtlı olmalıdır. Eğer bu süre, gereğinden fazla uzarsa milletvekili kamusal refaha olan sorumluluğunu unutabilir.
  10. Emredici vekâlete karşı çıkılmalıdır. Mill, milletvekilinin vereceği kararın özgür olduğuna inanmaktadır. Eğer emredici vekâlet sistemi uygulanırsa milletvekilinin seçmene karşı olan gerçek sorumluluğu engellenebilir.
  11. İkinci meclis lüzumlu değildir ancak birinci mecliste çoğunluğun sınıfsal çıkarlarının korunmasının engellenemediği durumlarda yararlı olabilir. Yine de ikinci meclis egemenliği frenleyecek nitelikte de olmamalıdır.
  12. Otoritenin yoğunlaşacağı basamak yürütmedir.
  13. Federal devlet yerine merkezileşmiş devlet tercih edilmelidir.

Temel kuralları böyle özetlenebilecek olan Mill’in “Temsili Yönetim” kuramı, en çok seçme hakkının belirlenmesi hususunda eleştiri almıştır. “İşçi çoğunluğun” iktidar sahibi olmasını engellemek amacı güttüğü söylenmiştir. Genel olarak temsili demokraside de eleştirilen, halkın tümünü ilgilendiren kararların belli bir gruba bırakılmasıdır.

Freedom House, on yıllardır, ülkelerin demokratiklik düzeyleri ve özgürlüğü temele alarak yıllık raporlar yayımlamaktadır. 2022 yılının verileri de bize göstermektedir ki günümüzde temsili demokrasinin uygulandığı pek çok ülkede aslında işler iddia edilen kadar yolunda değildir.

Kaynak: Freedom House. (2022). Freedom In The World 2022
Kaynak: Freedom House. (2022). Freedom In The World 2022
        Kaynak: Freedom House, 2022 https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-world/2022

Temsil ile demokrasi kavramları taban tabana zıt görünebilmektedir. Temsil, karar alma yetisini bir grubun eline verirken demokrasi halkın karar alması anlamını taşımaktadır. Fakat günümüz toplumlarının nüfusu göz önüne alındığında, teknoloji kullanmaksınız doğrudan yahut yarı doğrudan bir demokrasi mümkün gözükmemektedir.

2. Dijital Demokrasi Nedir: E-demokrasi

Yukarıda anlatılanlardan çıkarılacağı üzere, mevcut yönetim biçimleri içinde en iyisi olarak görülen demokrasinin uygulanışında ve işleyişinde bazı sıkıntılar vardır. Çağımızda ortaya atılan dijital demokrasi fikri ise bu aksaklıklara bir çözüm getirebilmek arzusundan doğmuştur. Kamusal konularda karar verme sürecinde vatandaşın katılımını arttırmak amacı ile elektronik imkânların kullanılması anlamına gelmektedir (Sansarcı, 2013, s. 57). Diğer bir tanımlama ise şöyle yapılmıştır: “Internet kanalıyla yarı-doğrudan demokrasiyi hayata geçirme tekniğine elektronik demokrasi (e-demokrasi) denmektedir (Gönül, 2021, s. 65)”.

Roza Tsagarousianou (akt., Yavuzoğlu, 2017, s. 47), e-demokrasi için üç iddiada bulunulduğunu söylemektedir . Bunlar şöyledir:

  • E-demokrasi, yurttaşlar ile yönetici konumundaki kurumlar arasında siyasal bilgi alışverişini ve güvencesini sağlamaktadır.
  • E-demokrasi yolu ile siyasal tartışma, görüşme ve çevrimiçi toplulukların oluşumu desteklenmektedir.
  • E-demokrasi ile birlikte yurttaşlar, siyasal katılıma daha fazla katılım sağlamaktadır.

Elektronik ortamda siyasal etkinliğin çok daha kolay olduğu aşikârdır. Kolayca bilgi edinebilmek gibi artılarının yanında neredeyse zahmetsiz olarak siyasi katılım da mümkün olmuştur. Bir vatandaş, internet ve özel olarak sosyal medyada rahatsızlık duyduğu ya da minnet duyduğu bir şeyi yetkililere bildirmek için dilekçe gibi türlü resmi basamakları geçmek durumundayken günümüzde kişilerin meramlarını bildirmesi çok daha kolay hale gelmiştir. Yani, internet ile birlikte siyasi alan daha erişilebilir bir hal almıştır denebilir. Bunu sağlayan bileşenlerin birkaçına bakmakta fayda vardır.

Güler ve Şahangil (2017) e-demokrasinin ilkelerini şöyle aktarmıştır.

a)        E-demokrasi, demokrasiyi, demokratik kurumları ve demokratik süreci güçlendirmek için BİT’lerin sunduğu fırsatları değerlendirmektir.

b)        E-demokrasi sadece teknoloji ile değil büyük oranda demokrasi ile de ilgilidir. Bu yüzden gelişmiş teknolojilerin kullanılması yoluyla e-demokrasinin evrimi, demokratik yönetim ilkeleri ve uygulamalarına göre sürdürülmelidir.

c)        E-demokrasi aynı zamanda dijital bölünme ve e-ayrımcılık gibi riskleri de taşımaktadır.

d)        Sağlam risk değerlendirmesi, risk yönetimi önlemleri ve devam eden izleme ve iyileştirme mekanizmaları da dâhil olmak üzere bu konuların siyasi irade tarafından ele alınması ve üstesinden gelinmesi gerekmektedir.

e)        E-demokrasi, serbest ve adil seçimler de dâhil olmak üzere, temel demokratik bir ortamın varlığını ve herkesin insan haklarını ve ifade özgürlüğünü kullandığı, güvenli bir şekilde internete ulaşabildiği, kişisel verilerinin ve gizliliklerinin korunduğu bir ortamın varlığını kabul etmektedir. İnsanlar e-demokrasiye ancak kişisel verilerinin ve bilgilerinin kendilerine karşı kullanılmayacağından emin olduklarında güvenebileceklerdir.

f)         E-demokrasi politik ve demokratik süreçlere karşı azalan ilginin onarılmasını sağlamaktadır.

g)        E-demokrasi, insanlara demokratik sürecin her aşamasında daha fazla yer alma fırsatı sunmaktadır.

2.1. Dijital Demokrasinin Araçları

Dijital demokrasi, geleneksel anlamdaki demokrasinin araçlarını da internet ortamına taşımıştır.

Kaynak: (Dinçer, 2020, s. 42)

2.1.1. E-Katılım

E-demokrasi ile birlikte siyasal katılımın arttırılmasının da amaçlardan biri olduğu dillendirilmişti. E-katılım fikri ile yurttaşların siyasi katılımını etkin bir şekilde gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede, yönetenler de yurttaşların fikirlerine filtresiz ve doğrudan bir şekilde ulaşabilmektedir. Ülkemizde Twitter’ın bunun için etkin bir şekilde kullanıldığı kolayca gözlemlenebilmektedir. Bakanlar ya da yerel yöneticiler, Twitter’dan onlara ulaşanlara ses vermekte, doğrudan o kişilerle iletişime geçebilmektedir.

Resim 1: Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Fahrettin Koca
Resim 2: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş

Bunların yanında ülkemizde, belediye ile ilgili işlerde de vatandaş katılımını arttırmak üzere web siteleri, uygulamalar kullanılmaktadır. Antalya Muratpaşa Belediyesinin kurduğu komsumeclisi.com da bu Türkiye’de dijital demokrasinin ilk örneği olarak gösterilebilir.

Resim 3: komsumeclisi.com

Vatandaşlar “Komşu Meclisi”ni kullanarak talepleri ve şikâyetlerini bildirebilmekte, fikir paylaşabilmektedir.

İzmir ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri de internet ile vatandaş katılımını arttıran belediyelerden ikisidir.

Resim 5: bizizmir.com

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Belediye Meclisi toplantılarını canlı olarak hem web sitesinde hem de Youtube üzerinden yayımlamaktadır. Türkiye’de e-katılım örnekleri çeşitlendirilebilir.

2.1.2. E-kampanya

E-kampanya hem yurttaş hem de siyasiler tarafından başlatılabilen bir e-katılım aracıdır (Yavuzoğlu, 2017, s. 104). İnternet üzerinden yürütülen kampanyaların en önemlisi, seçim kılavuzları olarak görülmektedir. Bu kılavuzlar, avantajlara olduğu gibi dezavantajlara da sahiptir. Vakti yahut imkânı olmayan vatandaşların seçim hakkında bilgilenmesini sağlarken bir taraftan da hileyle yönlendirme aracı olarak da kullanılabilmektedir. Görsel kullanımı gibi unsurlar ile birlikte içerikten çok imgeye yönelik bir algı oluşturulup, seçmenin karar yetisi şekillendirilebilir.

2.1.3. E-devlet

Özellikle son on yılda, hem yerelde hem de küreselde elektronik devlet uygulamaları son derece yaygınlaşmıştır. Elektronik devlet “performansın ve kaliteli kamu hizmetinin iyileştirilmesi için geliştirilen bir kamu yönetimi yaklaşımı” şeklinde ele alınmaktadır (Ulutürk, 2022, s. 97). E-devlet sisteminde odağın vatandaş olduğu söylenebilir. Tam ve geniş bir şekilde tanımlanacak olursa idari ve yönetsel işlevleri kolaylaştırarak, bilgi ve hizmetlere vatandaşların ve paydaşların erişimini sağlayarak, devletle etkileşimi ve işlemleri kolaylaştırarak, demokratik kurum ve süreçlere katılım için daha iyi fırsatlar sağlayarak tüm hizmet ve faaliyetlerin uygun maliyetli bir şekilde yerine getirilmesi için, web-tabanlı uygulamalar başta olmak üzere, devletin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanması” tanımı faydalı olacaktır (Anttiroiko, 2008, s. Xliii; akt. Ulutürk, 2022, s. 98).

Devletin geleneksel işleyiş tarzı daha yavaş ve daha zahmetliyken e-devlet hizmeti ile birlikte vatandaş, bürokrasi ile uğraşmadan ve ikinci bir kişi ile muhatabı gerektirmeksizin işlemlerini yapabilir hale geldi.

Türkiye’de e-devlet uygulaması ise 2008 yılında başlamıştır. Turkiye.gov.tr adresi üzerinden onlarca hizmet sunulmaktadır ve vatandaş memnuniyet oranının %90’ın üzerinde olduğu söylenmektedir (turkiye.gov.tr, 2022). Sosyal medya üzerinden de bu memnuniyet gözlemlenebilmektedir.

Resim 7: Twitter kullanıcılarının e-devlet yorumuna bir örnek.

E-devlet ile ilgili şüphe uyandıran, vatandaşların rahatsızlık duyabileceği bir konu ise veri sızıntılarıdır. Ne kadar etkin işlese ve kolaylık sağlasa da vatandaşın çekimser kalmasına sebep olabilecek bu durumun engellenmesi adına devletler çeşitli güvenlik adımları atmaktadır. Türkiye’de ise yakın zamanlarda verilerin çalındığına dair haberler çıkmış, içişleri bakanlığı tarafından bu haberler yalanlanmıştır (Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, 2022). Yine de vatandaşın güvenini arttırmak üzere blockchain tabanlı uygulamaya geçileceği haberleri çıkmıştır (Donanım Haber, 2022). Bu gibi durumlar, dijital demokrasinin avantajları ve dezavantajlarını düşündürtmektedir.

3. Dijital Demokrasinin Olumlu Tarafları

Hızın çağı olan bu çağda dijital demokrasinin getirdiği en büyük fayda, zaman konusunda olmuştur. Geleneksel sistemde uzun vakitler alacak ve doğrudan fiziki gayret gerektirecek işler, dijital yolla kısa sürede yapılabilmektedir. Bununla birlikte geleneksel sistemin hantallığı, ağır işlemesi ve çeşitli uğraşlar gerektirmesi, vatandaşı katılımdan alıkoyabilmektedir.

Diğer taraftan dijital ortam, fiziki sınırların getirdiği dezavantajları da bertaraf etmektedir. Dolayısıyla dijital oylama söz konusu olduğunda, katılımı engelleyen sınırlar da ortadan kalkmaktadır. Ülkelerin seçimlere katılım oranındaki düşüklükten yakındığı bilinmektedir. Bu yakınmanın giderilmesi, e-oylama ile mümkün gözükebilmektedir.

Komşu Meclisi gibi oluşumlar, doğrudan vatandaşa fikrini belirtme imkânı sunduğundan, vatandaşın sorumluluk ve aidiyet hissini arttırması da olasıdır. Bu da katılımı arttıracak etkenlerden bir diğeri olarak görülebilir.

Hulasa, temsili demokrasinin sebep olduğu düşünüldüğü problemlere çözüm yolu sunabilecek bir sistem olarak ele alınabilir e-demokrasi. Şüphesiz, şu anki hali ile tek başına yeterli değildir fakat gün geçtikçe elektronikleşiyoruz. Oylamanın tamamen internet ortamına taşındığı bir dünya pek de hayal edilemez bir durumda değildir.

4. Dijital Demokrasinin Olumsuz Tarafları ve Uygulanabilirliği

Dijital ortamlar söz konusu olduğunda insanların en büyük çekincesi verilerine erişilmesi, çalışması hususundadır. Dolayısıyla e-demokrasi sisteminde de güvenlik ile ilgili kaygılar ön plana çıkmaktadır. Fişlenmek, kişisel verilerin korunmaması endişesi, e-demokrasinin önündeki en büyük engel olabilir. Gün geçtikçe yeni güvenlik sistemlerinin bulunduğu doğrudur fakat bu sistemlerin çözülmesi de yine teknoloji olmaktadır. Yani, teknoloji bir taraftan güvenliği arttırmaya yararken bir taraftan da güvenliğin kırılmasının yollarının bulunmasına da sebep olabilecek niteliktedir.

Diğer taraftan elektronik aletler ve internet ne kadar yaygınlaşsa da bu araçlara sahip olmayan bir nüfustan da bahsetmek zorunluluğundayız. E-demokrasi ile katılımın arttırılması amaçlanırken tıpkı Roma Cumhuriyeti’nin doğrudan demokrasisinde olduğu gibi, kimi grupların maddi ve fiziki imkânsızlıktan ötürü, demokrasiye katılımına engel olunma ihtimali de vardır. Bundan dolayı, günümüz şartlarında e-demokrasi yalnızca mevcut demokratik sistemlere destekleyici bir nitelikte görülmektedir.

Sonuç

Antik Yunan ve Roma Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan demokrasi, halk meclislerinde doğrudan katılım ile yürütülmekteydi. Ülke sınırları genişleyip nüfuslar arttıkça doğrudan demokrasi uygulanamaz bir hale geldi. Bununla birlikte Sokrates’in idamına sebep olan demokrasi, büyük düşmanlar edindi. İki bin beş yüz yıl boyunca ara verilen demokrasi, temsili demokrasi olarak tekrar karşımıza çıktı. Halk egemenliğine dayanması esas olan bu sistemde, temsili demokrasinin halk egemenliğini ne derece yansıttığı sorgulanır haldedir. Günümüzde ülkeler demokratik olduğu iddiasındayken yaşanan demokrasinin halkın temsiline dayanmadığı ve aslında azınlığın çıkarının korunduğu söylenmektedir. Diğer taraftan teknoloji hızla gelişmekte, internet hayatımızın her alanında olduğu gibi siyasette de iş görmektedir. Bu durum da internetin siyasi arenada işlevsel olup olamayacağı, demokraside kaybedilen halk egemenliğini geri kazandırıp kazandıramayacağı konusunda tartışmalara sebep olmuştur.

Görülüyor ki yerel, ülke çapında ve küresel düzeyde e-devlet yahut e-demokrasi uygulamaları kullanılmakta, bu yolla halkın siyasi katılımı arttırılmaktadır. İnternet doğrudan olmasa da yarı doğrudan diye adlandırılabilecek bir demokratik sistemin uygulanmasında günümüz için faydalı haldedir. Diğer taraftansa veri gizliliği konusunda endişeler doğurmakta ve bundan dolayı internet yoluyla doğrudan demokrasi uygulanmasının mümkün gözükmemesine sebep olmaktadır. Günümüzde yerelde daha işler halde olsa da seçimlerde de e-oylama sistemine gidilmesi çok uzak bir gelecekte olacakmış gibi gözükmemektedir.

*Öne çıkan görsel için http://ozgurkurtulus.com.tr/dijital-demokrasi/ adresinden yararlanılmıştır.

KAYNAKLAR

Aktan, C. C., & Hallier, M. (2021). ANTİK ATİNA’DA DEMOKRASİ: KURUCULAR ve TEMEL KURUMLAR. 2021.

Bizİzmir—İzmir’le İlgili Her Şey. (t.y.). Geliş tarihi 11 Ocak 2023, gönderen https://www.bizizmir.com/

Canlı İzle—ABBTV | Ankara Büyükşehir Belediyesi. (t.y.). Geliş tarihi 11 Ocak 2023, gönderen https://www.ankara.com.tr/canli-izle

Çam, E. (1975). Siyaset Bilimine Giriş. İstanbul Üniversitesi Yayınları.

Dahl, R. A. (2019). Demokrasi Üzerine (B. Kadıoğlu, Çev.; 5. Basım). Phoenix Yayınevi.

Demir, F. (1998). Demokrasilerde Hükümet Sistemleri ve Başkanlık Hükümeti Rejimi. Ege Genç İş Adamları Derneği. https://www.egiad.org.tr/wp-content/uploads/arastirma-raporlari/demokrasilerde-hukumet-sistemleri.pdf

Dinçer, S. (2020). E- Demokrasi Aracı Olarak E-Oylamanın Gelişimi ve Türkiye’de  Uygulanabilirliği Üzerine Bir Alan Araştırması [Yüksek Lisans Tezi]. Necmettin Erbakan Üniversitesi.

Di̇nçkol, B. (2017). Atina Demokrasisinden Roma Cumhuriyetine—”Demos”tan “Populus Romanus”a. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 23(3), Art. 3.

Donanım Haber. (2022). E-Devlet’e blokzincir tabanlı “dijital kimlik” geliyor. https://www.donanimhaber.com/e-devlet-e-blokzincir-tabanli-dijital-kimlik-geliyor–158855

Freedom House. (2022). FREEDOM IN THE WORLD 2022. https://freedomhouse.org/sites/default/files/2022-02/FIW_2022_PDF_Booklet_Digital_Final_Web.pdf

Gentile, E. (2019). Demokraside Halk Her Zaman Egemendir (Yalan!) (V. Çandar, Çev.; 2. bs). İletişim Yayınları.

Gönül, A. F. (2021). Siyasi Partiler ve E-Demokrasi [Doktora Tezi]. Ankara Üniversitesi.

Kolakowski, L. (1995). Demokratik Bir Çağın Belirsizlikleri. İçinde M. Küçük (Çev.), Demokrasinin Küresel Yükselişi. Yetkin Yayınları.

Mankan, V. (2020). DEMOKRASİNİN TARİHSEL EVRİMİ. Artuklu Kaime Uluslararası İktisadi ve İdari Araştırmalar Dergisi, 3(2), Art. 2.

Memişoğlu, A. K. (t.y.). Antik Yunan ve Roma’da Siyaset Anlayışı. Geliş tarihi 10 Ocak 2023, gönderen https://www.academia.edu/45069899/Antik_Yunan_ve_Romada_Siyaset_Anlay%C4%B1%C5%9F%C4%B1

Mert, E. (2018). DOĞRUDAN DEMOKRASİNİN GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA  UYGULANABİLİRLİĞİ [Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul Arel Üniversitesi.

Muratpaşa Belediyesi—Dijital Komşu Meclisi | Türkiye’nin ilk dijital demokrasi uygulaması. (t.y.). Geliş tarihi 11 Ocak 2023, gönderen https://www.komsumeclisi.com/

Özdemi̇r, Y., Şi̇mşek, U., & Aktaş, E. (2010). DEMOKRASİ ÜZERİNE. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, 14, Art. 14.

Öztürk, İ. Y. (2006). E DEVLET BAĞLAMINDA E- DEMOKRASİ: TÜRKİYE’ DE VE DÜNYADA ÖNE ÇIKAN UYGULAMALARI [Yüksek Lisans Tezi]. Selçuk Üniversitesi.

Sansarcı, İ. (2013). Elektronik Devlet ve E-Demokrasi [Yüksek Lisans Tezi]. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi.

Schmidt, M. G. (2001). Demokrasi Kuramlarına Giriş (E. Köktaş, Çev.; 1. Basım). Vadi Yayınları.

Schmitter, P. C., & Karl, T. L. (1995). Demokrasi Nedir… Ne Değildir. İçinde L. Gönenç (Çev.), Demokrasinin Küresel Yükselişi. Yetkin Yayınları.

Şahnagil, S., & Güler, T. (2017). DİJİTAL DEMOKRASİ VE YÖNETİŞİM İLİŞKİSİ ÇERÇEVESİNDE E-DEMOKRASİ/E-DEVLET UYGULAMALARI. 2, 16-29.

Tilly, C. (2014). Demokrasi (E. Arıcan, Çev.; 2. Basım). Phoenix Yayınevi.

Touraine, A. (2019). Demokrasi Nedir? (7. Basım). Yapı Kredi Yayınları.

Tunç, H. (2008). Demokrasi Türleri ve Müzakereci Demokrasi Kavramı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 12(1), Art. 1.

turkiye.gov.tr. (2022, Ocak 11). Hakkımızda. turkiye.gov.tr. https://www.turkiye.gov.tr/bilgilendirme

Türk Demokrasi Vakfı. (1992). Demokrasi Nedir? (Levent Köker, Çev.).

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı. (2022). Nüfus Ve Vatandaşlık İşleri’nden e-Devlet Verileri Sızdırıldı İddiasına Yalanlama. https://www.icisleri.gov.tr/nufus-ve-vatandaslik-islerinden-e-devlet-verileri-sizdirildi-iddiasina-yalanlama

Ulutürk, B. (2022). Dijital Devletin Demokratik Katılım Üzerindeki Etkisi. İçinde S. Çil (Ed.), Dijital Demokrasi. Eğitim Yayınevi.

Varlık, Ü., & Ören, B. (2003). DEMOKRASİ VE TEMSİL. Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 3(5), Art. 5.

Yavuzoğlu, S. (2017). Dünyada E-Demokrasi Uygulamaları ve Türkiye [Yüksek Lisans Tezi]. Ankara Üniversitesi.

Bir Cevap Yazın