Sosyoloji’nin Neliği Üzerine

Toplumun Bilimi Değil, Toplamın Bilimi

Sosyoloji içerisinde, onun ne olduğuna dair olan tartışmalar devam ederken ben de bu konuyu ele almak istedim. Lisans hayatına yeni başladığım sıralarda bana aktarılanlar üzerine sosyolojinin ilkin bir toplum bilimi olduğunu sanmıştım. Sonrasında gelen makro kuramlar ve onların pozitivist paradigma içerisindeki sert anlam ve yordama dünyaları beni bu alana dair oldukça düşündürmüştü. Nasıl oluyordu da sosyal olan bu bilim tıpkı doğa bilimleri gibi ele alınmaya çalışılıp yöntemsel olarak da bu çizgiye çekiliyordu? Lisans hayatımın devam eden yıllarında mikro sosyoloji ile tanıştığımda aklımdaki bu sorular daha da radikalleşirken diğer yandan da sosyolojiye olan ilgim artmaya başlamıştı. Bruno Latour’ un “aktör ağ teorisi” ile karşılaştığımda kafamda sosyolojinin neliğine dair olan bir fikrin bu düşünürün fikirleri ile örtüştüğünü fark ettim. Sosyal olanın sosyal olan ile değil, sosyal alanın içerisine dahil olan her şey ile açıklanmaya çalışılması ve bu durumun aktör ve aktant kavramları ile açıklanması sosyoloji adına bir cevap anahtarı gibiydi. Onun aktardığı üzere sosyolojiyi etimolojisinden takiben anlamlandırmak en tutarlı yol olarak karşıma çıkmıştı.

“Toplumsal/sosyal sözcük ailesinin ardışık varyasyonlarında, en genelden en yüzeysele doğru giden açık bir etimolojik yönelimi vardır. ‘Sosyal’ sözcüğünün etimolojisi de çok öğreticidir. Sözcüğün kökü seq-, sequi’dir ve ilk anlamı “takip etmek[tir].” Latince socius bir eşlikçiyi, bir ortağı belirtir. Farklı dillerde, tabirin tarihsel şeceresi ilkin “birini takip etmek”, daha sonra üye olma veya katılma ve son olarak da ortak bir şeye sahip olma anlamını ortaya çıkarır. “ (Latour; 2021, 19-20)

 Burada bahsedildiği üzere eşlikçi ve ortaklık kıstası sosyal alan içerisinde yalnızca insan olanları değil, insan olmayan canlılar ve cansız varlıkları hatta söylemleri de içerisinde dahil ediyor. Buna örnek olarak sosyal hayatın içerisinde onu doğrudan etkileyen hastalıkların faili olan bakteriler, virüsler gibi durumlar ele alınabilir. Aklımıza bir sıranın şekli veya farklı tasarımı gelebilir. Genellikle, sağ elle yazan insanlara göre tasarlanan sıraları düşünelim. Bu masaların sağlakların solaklar üzerindeki tiranlığı olduğunu vurgulamak gerekir. Aynı sınava farklı koşullar içerisine giren bu farklı iki gruptan benzer skorları beklemek mümkün olabilir mi diye solaklara da bir sormak lazım.

Sokak hayvanları ve insan toplumunun bu hayvanlara karşı düşüncede ortaklaşamamasını ise insan olmayan canlılar üzerinden örnek olarak takip edelim. Burada verdiğim örneklerde aktör olarak insanları ve aktant olarak da insan dışı olan toplumsal şeyleri anlamak Latour’dan doğru bir okuma olacaktır diye düşünüyorum. Dikotomik yani ikilikleri seven modernist yaklaşım içerisine özne ve nesne olarak ikiye ayrılmış olan toplumsallık, toplamsallığın anlaşılmasının önüne engeller çıkartmakta:

“Latour, ‘Biz Hiç Modern Olmadık’ isimli kitabında, modern aklın inşa ettiği ikili karşıtlıkların hiçbir zaman var olmadığını; özne ile nesnenin, doğa ile toplumun hiçbir zaman ayrılmadığını söyler. Latour’a göre, insanlar için doğa ile toplum arasında ayrım olmadığı gibi toplumsallık da nesneler olmadan düşünülemez.” (Paksöz; 2019,7)

 Latour’un eseri içerisinde yönelttiği sorulara baktığımda kendimi özellikle bir sorunun cevabı hakkında hayli düşünür bir vaziyet içerisinde buluyorum: “Bir toplum nedir?

 Soruları sorarken bile aslına kavramların içerisindeki iktidar ilişkilerini göz önünde bulundurmak gerek. Bence burada bir toplumun kendisini tanımlamak yerine bu kavramı deforme edip sonradan yeniden inşa etmek gerekli. Bu yüzden toplumun değil toplamın ne olduğunu anlamamız gerekli. Bana göre ise toplam, toplumsal şeylerin kurduğu her türlü ilişkidir. Bundan dolayı gündelik hayatımızda karşımıza çıkan haberler, sohbet ettiğimiz insanlar, sokakta başını okşadığımız kedi, bankamatik sırası gibi, listesini kişinin deneyimine göre verebileceğimiz her tür örnek toplumsal şeyleri, yani toplamı oluşturmakta.

Kaynakça

  • Latour, B. (2021). Toplumsalı Yeniden Toplama: Aktör-Ağ Teorisine Bir Giriş (N. Bingöl, Çev.). Can Sanat Yayınları.
  • Paköz, A. E. (2020). Aktör ağ teorisi ile vernakülere bakmak. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (AKSOS), 7, 9-15. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1178334

Bir Cevap Yazın