ÖZET
Bu çalışma ile sosyolojik açıdan kürtaj kavramı ele alınmıştır. Öncelikle Türkiye’de kürtaj politikaları Geç Osmanlı Dönemi’nden başlayarak anlatılmış daha sonra çalışmada kuramsal çerçeveyi oluşturan feminizmin genel hatları çizilmiştir. Takiben, çalışmada kullanılan araştırma tekniği olan netnografi ile ilgili bilgi verilmiştir. Araştırma, Ekşi Sözlük’te konuya dair en fazla veriyi sunabileceği ve en kapsamlı bilgiyi sağlayabileceği düşünülen başlık olarak “kürtaj” başlığına girilen entrylerin incelenmesi ile ilerlemiştir. Bu verilerden en temsil edici nitelikte olanlar seçilmiş ve yorumlanmıştır. Ekşi Sözlük’teki bahis konusu başlığa girilen entrylerde kürtaj yanlısı olanların daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Kürtaj yanlılarının kürtajı kadının verebileceği bir karar ve hak olarak gördüğü, konuya bilimsel yaklaşmayı tercih ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Kürtaj karşıtlarının ise konuya daha duygusal bir bakış ile ve manevi açıdan yaklaştığı çıkarılmıştır.
Anahtar Kelimeler: netnografi, feminizm, kürtaj, ekşi sözlük
GİRİŞ
İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması yeni bir tavır değildir. Modern tıptan evvel de süregelen gebelik sonlandırma, ilerleyen vakitlerde modern tıbbın olanakları ile buluşmuştur (King; akt. Çavlin vd., 2016). Türkiye’de istenmeyen gebelikleri sonlandırmak adına kadınlara verilen bir kürtaj hakkı vardır fakat bu hakkın toplum nezdinde nasıl göründüğü de önem arz etmektedir. Türk toplumunda kürtaj, günah, ayıp ve yasak üçgeninde görülmektedir. Toplumun kürtajı tercih eden kadını etiketlemesi yahut diğer sosyal yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. Bu noktada feminist bakış kadın için sınırlayıcı çizgiler çizip roller biçen ataerkil ideolojiye karşı mücadeleye girişmiş ve çocuksuzluğun bir tercih olabileceğine dair mücadeleler vermiştir (Yılmazbilek, 2022). Kadın bedeni, üreme, cinsellik gibi konular tıp, biyoloji, hukuk, psikoloji gibi bilimlerin konusu olmuştur. Kürtaj aynı zamanda, her yönüyle toplumsal bir mesele olarak da görülmelidir. Bu çalışmada da kürtaja bakış sosyolojik olarak ele alınacak, kürtaj yanlısı ve kürtaj karşıtı fikirler feminist perspektiften merceğe alınacaktır.
Kürtaj Nedir?
Fransızcada “curretage” şeklinde kullanılan sözcük (Kaya, 2021, s. 29) Türkçeye “kürtaj” olarak girmiştir. Teknik olarak “bıçakla kazımak yolu ile tıbbi müdahale” anlamı taşımaktadır (Özcan, 2019, s. 5). Fakat kürtaj kelimesi en genel anlamıyla ele alındığında “gelişim sürecini tamamlamadan fetüsün ya da ceninin anne rahminden alınması işlemi” tanımına ulaşılmaktadır (Kaya, 2021, 29). Bu tanımlamalar bir tıbbi müdahaleyi içermektedir. İngilizcede kürtajın karşılığı olan “abortion” kelimesi, Türkçede anlaşılan kürtaj kelimesinden daha kapsayıcıdır, yalnızca tıbbi müdahaleyi değil geleneksel yöntemleri de içermektedir. Türkçede ise tıbbi yollarla gerçekleştirilmeyen, geleneksel yöntemler için çocuk düşürme, rahim kusturma, düşük gibi sözcükler kullanılmaktadır (Ceylan, 2021, s. 40). Kürtaj ve kürtaj ile ilintili kavramlar farklı disiplinlerde farklı şekilde alınabilmekte ve farklı perspektiflerden yorumlanabilmektedir. Kürtaj üzerine yapılan konuşmalar ya da tartışmalar genellikle hukuki olarak ve etik fikri çerçevesinde yapılmaktadır.
Bizim içinse kürtaj tüm bu anlamlarının ötesinde sosyolojik bir anlam taşımaktadır ve üzerine düşünülmesi gereken bir öneme sahiptir. Bunun için kürtaj ile ilgili politikaların tarihine bakmakta fayda vardır. Makalenin çerçevesi dâhilinde Geç Osmanlı’dan bugüne olan düzenlemeler ele alınacaktır.
Geç Osmanlı’da Döneminde Kürtaj Politikaları
Kürtaj politikaları hakkında yorum yapabilmek adına bakılması gereken ilk şey nüfus planlamalarıdır fakat Osmanlı’da 19. yüzyıla dek nüfusla ilgili sistemli, güvenilir kayıtlar tutulmamıştır (Erkmen Güngördü, 2019, s. 50). Osmanlı’da devlet için nüfus ile ilgili tutulan kayıtlar genelde üç hususa odaklanmaktadır. Bunlar vergi, askerlik ve ayrılıkçı grupların bulundukları konumda çoğunluğu ele geçirmemeleri ile ilgili kayıtlardı (Özbay, 2010, s. 167; akt. Erkmen Güngördü, 2019, s. 50). Yine de tarihi kayıtlara bakıldığında kürtaj ile ilgili veri elde etmek imkânsız da değildir. Örneğin, Osmanlı’da 1786 yılında düşüğe yol açan bir gayrimüslimin cezalandırıldığı ve 1789’da bir fermanla düşük yapmaya sebep olan ilaçların eczacılar ve hekimler tarafından satılmasının yasaklandığı bilinmektedir (Özcan, 2019, s. 45).
19. yüzyılda ise Osmanlı’da devlet ve toplum ilişkisinin yeniden şekillendirildiği bir döneme girilmiştir denebilir, bu devletin yeni işlevler yüklenmesi ile olmuştur (Hamlacı, 2017). Nüfus alanında bunun sebebi olarak savaşlar, göçler ve zorlu yaşam koşulları bir taraftan bir taraftan da modernleşme gösterilebilir. 19. yüzyılla birlikte Osmanlı’da ortalama evlilik yaşı yükselmiş, İstanbul’da kadınların son doğum yaşı 30’a dek inmiştir (Özcan, 2019, s. 45). Bunun sonucu olarak da devlet doğal olarak, nüfusu arttırma yönünde politikalara yönelmiştir. 1838 yılında daha önceki girişimlerin aksine, daha kapsamlı bir kürtaj yasağı çıkarılmıştır. “1838’in son aylarında Meclis-i Umûr-u Nȃfia, Dȃr-Şûrȃ-yı Bȃb-ı Âli ve Meclis-i Vȃlȃ-yı Ahkȃm-ı Adliye gibi kurumlar hem karşılıklı fikir alışverişinde bulunmuş hem de kürtaj karşıtı politikanın ana hatlarını çizmiştir (Balsoy, 2012)”. Bundan sonra da II. Mahmut öncülüğünde “ıskat-ı cenin”i yasaklayan ferman yayımlanmıştır. Yayımlanan fermanla özellikle Müslüman kadınların çocuk düşürmeleri engellenmek istenmiş fakat başarılı olunamamıştır (Simşek vd., 2009). Bu fermandan sonra yasalar devam etmiştir.
1859 yılında ise Ceza Kanunnamesi ile isteyerek düşükler yasaklanmıştır. Bu yasada kürtaj “tehditler” başlığı altında ele alınmıştır (Kaya, 2021, 73). 1838’de kürtajdan dolayı hem kadın hem de kocası ceza alırken 1859 Ceza Kanunnamesi’nde bu değişmiş, eşinin rızası ile kürtaj yaptıran kadın suçlu sayılmamıştır. Yine de önceki kanunlarda olduğu gibi bu kanun da kürtajın yapılmasını engellememiştir. 1890’da II. Abdülhamit öncülüğünde kürtajı yasaklamak için Kuran-ı Kerim’den ayetleri barındıran Türkçe ve Arapça risaleler dağıtılmış ve devlet eliyle sağlığa uygunluk kontrolleri yapılmış, kürtaja yardım edenlerin suçlu sayılması için girişimler olmuştur (Hamlacı, 2017).
1904’e gelindiğinde ise kürtajın sosyal politikalar içinde yer aldığı görülmektedir. Bunun sebebi ise kürtaja neden olan faktörlerden birinin de yoksulluk olarak anlaşılmasıdır (Kaya, 2021, s. 74). Bu tarihte devlet, yediden fazla çocuk sahibi olan ya da evlat edinen ailelere maddi yardımda bulunacağını söylemiştir.
Cumhuriyet Dönemi Kürtaj Politikaları
Cumhuriyetin erken dönemi savaşlara sahne olmuştur. Balkan Savaşları, Kurtuluş Savaşı ve Birinci dünya savaşı ülkede kayıplara neden olmuştur. Bu da pronatalist nüfus politikalarını gerektirmiştir. Atatürk, 1922 yılında yaptığı meclis konuşmasında “Milletimizin sağlığının korunması ve daha sağlıklı hale getirilmesi, ölüm oranlarının düşürülmesi, nüfus artışının sağlanması, salgın hastalıkları etkisiz hale getirerek toplum sağlığının iyileştirilmesi, böylelikle ulus bireylerinin dinç ve çalışmaya yetenekli duruma getirilmesi amacımızdır.” sözleri ile nüfus politikasında nasıl bir yol izleneceğini açıklamıştır (Çelik, 2015, s. 27).
Cumhuriyet öncesi anneliğin teşvikinde dinin ön planda olduğu görülürken (II. Abdülhamit’in dağıttırdığı risale ile kürtajın şeytani bir suç olarak ele alındığını hatırlatmakta fayda vardır) cumhuriyet döneminde anneliğin bir vatan borcu olarak teşvik edildiğini görmekteyiz.
1923 ve 1965 yılları kürtaj için yasak dönemi olarak adlandırılmaktadır. 1926’da yayımlanan ilk ceza kanuni ile isteyerek düşük yapmak ve kürtaj yaptırmak “kişilere karşı suçlar” arasına yerleştirilmiştir (Çavli̇n vd., 2016). Bu yasada kürtajın kasıtlı olup olmaması ya da ne gibi sebeplerle yapıldığı, cezanın belirlenmesinde rol oynamıştır.
1936’ya dek “kişiye karşı suçlar” başlığı altında yer alan kürtaj, 1936’da 3038 sayılı kanun ile “ırkın tümlüğü ve sağlığı aleyhine” başlığı altına taşınmıştır (Erdem, 2016). Bu karardan da anlaşılacağı üzere, kürtajın yalnız biyolojik ya da tıbbi olarak ele alınması mümkün değildir.
Kürtaj, nüfusu arttırma politikaları gereğince yasaklansa da yapılmaya devam etmiştir. Yasak olduğu için ise dünyadaki ve tarihteki örneklerinde de olduğu gibi, kişileri yasadışı yollara itmiştir bu yasak. 1950’li yıllara gelindiğinde toplumdaki bu gerçek görülmüş ve politikalarda değişikliğe gidilmiştir. Şüphesiz 1955-1960 yıllarında nüfusta yaşanan artış, politikalardaki değişimin esas sebebi olarak görülmektedir.
1960 Sonrası Kürtaj Politikaları
1955-1960 yılları arasında nüfus binde 28,5 ile en yüksek yıllık artış hızına ulaşmıştır (Özgür, 2003). Böylesi hızla artan nüfusun ekonomik olarak çeşitli sıkıntılar doğuracağından dolayı bundan önceki nüfus arttırmaya yönelik politikalar terk edilmiştir. 1963’te hazırlanan I. Kalkınma Planı, nüfus artış hızının yakın gelecekte işsizlik gibi ekonomik sorunlara yol açacağına dair bir uyarı niteliğinde görülebilir (Atay, 2017). Bunu da müteakiben 1965 yılında Nüfus Planlama Kanunu çıkmıştır. Böylece nüfus planlama politikaları açısından ikinci dönem başlamıştır. Yoksul halkın doğum kontrol tedbirleri açısından bilgilendirilmesi amaçlanmıştır (Doğan, 2013). Kanun, “tıbbi zaruretler dışında gebelik sona erdirilemez veya sterilizasyon veya kastrasyon ameliyesi yapılamaz” ifadesini içermektedir (Atay, 2017). Yani kürtaj hakkı yine tıbbi zorunluluk olduğu durumlarda kullanılabilmektedir.
1970’li yıllar ise dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kürtaj hakkı için seslerin yükseldiği bir dönem olmuştur. Feminist çalışmaların da yükseldiği bu yıllarda kadın cinselliğine bakış gibi konularda çeşitli değişiklikler yaşanmıştır. Pek çok ülkede kürtaj yasağı kaldırılmış, doğum kontrol hapları yaygınlaşmıştır (Yıldırım, 2018). Türkiye’de de kürtaj yasak olmasına rağmen çeşitli araştırmaların gösterdiği üzere kürtaj oranlarının düşmemesinden kaynaklı olarak tıp alanında raporlar yazılmış ve çeşitli faaliyetler yapılmıştır. “Türk Tabipleri Birliği, Türk Jinekoloji Cemiyeti, Türkiye Aile Planlaması Derneği, Üniversiteli Kadınlar Derneği gibi meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları” bu konuda öncü rol oynamıştır (Kaleci vd., 2015). Kürtaj oranlarının yüksekliğinden mütevellit, konu meclise de taşınmıştır.
1983 yılına gelindiğinde yayımlanan Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5. Maddesi şu şekildedir (Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, 1983):
“Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.”
Bu kanunda eğer kadın evli ise sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin rızası da gerekli görülmüştür. Bu icazet gerekliliği kadın bedeni hakkında çeşitli tartışmalar doğurmuştur. Gebe olan kadın olduğu için bu kararın kadına ait olduğu fikrine sahip taraf ile bu kararın ancak eşlerin fikir birliği ile mümkün olabileceğini düşünen taraf olmak üzere iki taraftan bahsedilebilir. Feminist perspektif, “benim bedenim, benim kararım” düsturu ile kadının doğum konusunda yalnızca kendisinin karar verebileceği görüşündedir. 1983 ile başlayan “sınırlı serbestlik” dönemi 2000’li yılların başına kadar sürmüştür.
2000’li Yıllarda Kürtaj Politikaları
Daha muhafazakâr bir çizgisi olan AKP iktidarı ile aile ön plana çıkarılmış ve “en az üç çocuk” dönemi başlamıştır. Ülkenin güçlü olması, nüfusun fazla olmasına bağlanmıştır (NTV, 2009).
2012 yılında ise İstanbul’un ev sahipliği yaptığı Nüfus Planlama ve Kalkınma Komitesi’nde konuşma yapan Recep Tayyip Erdoğan şu sözleri söylemiştir (BBC News Türkçe, 2018):
“Sezaryenle doğumlara karşı olan bir başbakanım. Kürtajı cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz ha doğduktan sonra öldürürsünüz. Hiçbir farkı yok. Buna karşı el birliği içinde olmalıyız.”
2014 yılına gelindiğinde ise KADEM 1. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde konuşan Erdoğan şu sözleri söylemiştir (CNN Türk, 2014):
“Bizim dinimiz kadına bir makam vermiş, annelik makamı. Anneye bir makam daha vermiş. Cenneti ayakları altına sermiş. Babanın değil annenin ayakları altına koymuş. Annenin ayağının altı öpülür. Ben anacığımın ayağının altını öperdim. Anam nazlanırdı, anacığım çekme ayağını derdim, çünkü burada cennetin kokusu var. Bazen ağlardı. Anne başka bir şey. Ve makamların o ulaşılamazdır. Ama bunu anlayanlar olur anlamayanlar olur. Bunu feministlere anlatamazsın mesele, onlar anneliği kabul etmiyor. Ama anlayanlar yeter bize diyoruz, onlarla yola devam ederiz.”
Erdoğan’ın sözlerinden de anlaşıldığı üzere AKP iktidarı döneminde kadının esas konumu annelik olarak görülmüş, varlık alanı olarak da aile belirlenmiştir. Bununla birlikte ülkede sekülerleşme de devam etmekte, kadının modernleşme süreci ilerlemektedir. 2015 yılında Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı Eylem Planı ile kadınların hem istihdama katılması hem de çok çocuk yapması için çeşitli uygulamalara yer verilmiştir (Erkmen Güngördü, 2019, s. 95).
AKP döneminde anneliğin kutsallığının dillendirilmesi, “her kürtaj bir Uludere’dir” gib söylemler ile asal olarak bir değişikliğe gidilmese de psiko-sosyal bir değişikliğin amaçlandığı gözlemlenmektedir. Bununla birlikte kürtajın yasal sınırının on hafta olduğu fakat bu sınıra ulaşmadan dahi devlet hastanelerinde kürtaj yaptırmanın son derece zor olduğu bilinmektedir. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 2015 yılında yaptığı çalışma da bize bunu göstermektedir (Mor Çatı, 2015). Vakıf, İstanbul’da 37, Ankara’da 30 kamu hastanesini arayarak düşük talebinde bulunmuştur fakat iki ilden de yalnızca 3 hastane bu talebe olumlu yanıt vermiştir.
Tüm bunlara rağmen kürtaj oranında bir düşüş olmadığı bilinmektedir. Kürtajın yasa ile yahut fiilen yasaklanması kadınları sağlıksız, geleneksel, merdiven altı yöntemlere itmektedir (Ergan Özen, 2016). Dahası “istenmeyen çocuk” dünyaya geldiğinde bunun sonuçlarının daha da olumsuz olabileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Steven D. Levitt (2006) “Bütün Suçlular Nereye Kayboldu?” başlığı ile bu konuyu ele almıştır. Çavuşesku, 1960’lı yıllarda Romanya’da kürtajı yasaklayınca bunu takip eden yıllarda suç oranı artmış; ABD’de kürtajın serbest bırakıldığı yılları takiben de suç oranları düşmüştür ve bu istenmeyen çocuğun dünyaya gelip gelmemesi ile ilintilidir Levitt’e göre. Değişik parametreleri de olabilecek bu durum, bir örnek teşkil etmesi açısından gözden kaçırmamaya değerdir.
Feminist Teori
Tek bir feminizmden bahsetmek mümkün değildir. Farklı coğrafyalar ve tarihsel gelişmeler çeşitli feminist perspektifleri getirmiştir. Creswell (2020, s. 29) “feminist araştırma yaklaşımları, kadınların farklı durumlardaki sorunları ve bu durumları çevreleyen kurumları konu alır” şeklinde bir tanıma gitmiştir. Bu tanımdan feminist perspektifin yalnız kadınlarla ilgili olduğuna dair bir çıkarım yapılabilse de Ritzer & Stepnisky (2019, s. 150) feminizmin temel amacının cinsiyetler arası orta ölçek bir kuram yaratmak olmadığını söylemiştir. Feminist kuram, dünyayı algılayışımızın erkek bakışı ile şekillendiğini söyleyerek aslında yerleşik bilginin sorgulanmasına yöneliyor.
Wallace & Wolf, (2018, s. 61) ise şu Janet S. Chafetz’in şu tanımlamasını aktarmıştır:
İlk olarak, kuramın başlıca odağını ya da konusunu cinsiyet teşkil etmektedir. Feminist kuram, hemen hemen bütün toplumsal ilişkileri, kurumları ve süreçleri cinsiyet yönünden anlamayı hedefler. İkincisi, cinsiyet ilişkileri bir sorun olarak görülmektedir. Bundan, feminist kuramın, cinsiyetin haksızlıklar, gerilimler ve çelişkiler ile nasıl ilişkilendirildiğini anlamaya çalışmakta olduğunu kastediyorum. Son olarak, cinsiyet ilişkileri doğan ya da değişmez olarak görülmemektedir. Daha çok, cinsiyete dayalı stasus quo, İnsanlar tarafından sonradan yaratılmış olan ve yaratılmaya devam eden sosyo-kültürel ve tarihsel güçlerin ürünü ve insan müdahalesi ile değiştirilme olasılığını taşıyor.
Kümbetoğlu (2019, s. 58) feminist paradigma ile geleneksel pozitivist yönteme getirilen eleştirileri yedi madde ile toplamıştır:
- Cinsiyetçi ve elitist araştırma konularının seçimi ve araştırmalarda kadına merkezi bir önem vermemek.
- Tarafgir bir araştırma planı, sadece erkek deneklerin seçimi veya kadınlara ilave unsurlar olarak yer vermek
- Araştırmacı ve araştırılan arasındaki sömürücü ilişkiye ve buna ilişkin tavra karşı farkındalık oluşturmak
- Nesnelliğin bir yanılsama olduğu ve bu noktada araştırmanın üreteceği bilginin kadınlar için yararına dikkat etmek
- Nitel verinin sayısal verinin kuru, suni yapısına bir alternatif olduğunu düşünmek
- Araştırma verilerinin aşırı genelleştirilmesine ve eksik, yetersiz yorumlamalara dikkat etmek
- Verilerin yetersiz dağılımının yarattığı sorunlara ve yetersiz yararlanmaya dikkat etmek.
Feminizmin liberal, radikal, sosyalist gibi çeşitli biçimleri olsa da feminist bakışı genel olarak böyle özetlemek mümkündür.
Netnografi Nedir?
Her geçen gün internet hayatımızda daha fazla yer edinmektedir. İnternet hayatımızda bu denli öneme sahip olurken sosyal bilimlerin buna kayıtsız kalması mümkün değildir. Dolayısıyla internet de artık bir araştırma sahası haline gelmiştir.
Geleneksel bir araştırma yöntemi olan etnografik araştırmada “grubun dil ile ifade ettikleri fikir ve inançları gibi, zihinsel faaliyetlerinin ya da kendilerinin, araştırmacı tarafından gözlemlenen eylemleri yoluyla ifade edildiği şekilde grup içinde nasıl davrandıkları gibi bedensel faaliyetlerinin (ritüeller, geleneksel sosyal davranışlar ve devamlılıklar olarak da tanımlanan) modellerine” bakılmaktadır (Creswell, 2020, s. 93).
Netnografi ise bu geleneksel yöntemin internet ortamına taşınmış hali olarak bilinmektedir. 1998 yılında, Robert Kozinets tarafından “internet ortamında varlığını sürdüren kültürlerin ve toplulukların tüketici davranışını inceleyen bir niteliksel araştırma tekniği” şeklinde tanımlanan netnografi ile etnografinin karşılaştırılması şu şekilde yapılabilir (Akkaya, 2020, s. 206):
| Etnografi | Netnografi |
| Araştırma yapılması zorlayıcıdır. | Etnografiye göre daha kolaydır. |
| Maliyeti yüksek olabilir ve zaman alır. | Etnografiye göre daha az zaman alır ve maliyeti neredeyse yoktur. |
| Araştırmada kullanılacak veriler yalnız o an gözlemlenebilen verilerdir. | Araştırmanın verileri daha geniş zamana yayılabilmektedir. |
| Elde edilen veriler daha derinlemesinedir. | Veriler daha yüzeysel olabilmektedir. |
| Farklı kaynaklardan veri toplanma ihtimali daha azdır. | Veri toplamak üzere çeşitli kaynaklara başvurulabilir. |
| Araştırmacının sahaya katılması nesnellik açısından yanıltıcı olabilir. | Araştırmacının etkisiz kalması daha kolaydır. |
Bu çalışmada netnografi tekniği kullanılarak kürtaja dair nasıl bir bakışın olduğu ortaya çıkarılmak istenmiştir. “Belirlenen toplulukta hali hazırda bulunan ve araştırmacının hiçbir katılımı olmadan elde edilen veriler” şeklinde tanımlanan arşivsel veriler (Obus, 2021, s. 49) kullanılmıştır. Verilerin olduğu gibi alınması adına hiçbir müdahale yapılmadan, doğrudan ekran görüntüleri kullanılmıştır. Bunun için “Ekşi Sözlük”te 96 sayfadan oluşan “kürtaj” başlığı incelenmiştir.
İncelemeye başlamadan evvel esas soru “kürtaj, bir hak olarak görülüyor mu?” olarak belirlenmiş ve bununla birlikte kürtaj karşıtı bakışın hangi değerler çerçevesinde geliştiğine de bakılmıştır. Bu sorunsallar için faydalı olabilecek entryler veri olarak ele alınmış ve sayının fazlalığından dolayı, genel bakışı yansıtanlar bu çalışmaya dâhil edilmiştir. Veriler ele alınırken entrylerin girildiği yıllar da dikkate alınmış ve orantılı bir dağılım elde edilmesi için çabalanmıştır.
Netnografik araştırmalar için geçerli olan sınırlılıklar, bu çalışma için de geçerlidir. Yalnızca metin üzerinden veri toplandığı için yüz yüze görüşmelerin sağladığı jest ve mimik takibi imkânına erişilememiştir.
Bulgular
“Kürtaj” başlığına bakıldığında ilk entrynin 2001 yılında girildiği, genel olarak kürtajın bir hak olarak ele alındığı görülmektedir. Kürtaja olumsuz yaklaşan entryler genellikle daha duygusal, dini referanslı iken olumlu yaklaşan entryler istenmeyen çocuğun doğmasının daha kötü sonuçlar doğuracağı yönünde ve bilimsel bir bakışla yazılmıştır.
Öncelikle olumlu entryler içinden temsil edici görülenler ele alınacaktır.
Kürtaj Yanlısı Bakış




Temsil edici özelliğinden dolayı seçilen bu dört entrynin ortak noktası, ebeveyn hayatını ön plana çıkarmasıdır. Kürtajı tercih eden kadının anne olmayı tercih etmemesini bir hak olarak görmekte ya da anne olmayı düşünmeyen, anne olmaya hazır olmadığını düşünen kadınlara hak vermektedir. Özgür kararı savunan feminist bakışa göre kadın, kendi üreme ve cinsel hayatı ile ilgili kararı kendi vermelidir.



Bu entrylerde ise gözlemlenen bilimsel bilginin ön plana alınmasıdır. Burada kürtaj yanlılarının argümanı olan “fetüsün insan olmaması” argümanına değinmekte fayda vardır. Bu argümana göre insan olmanın iki anlamı vardır. Birincisi insan DNA’sı taşımak, ikincisi ise insan topluluğunun ahlaki anlamda bir parçası olmaktır. Bu argümanı savunanlara göre ise cenin yalnızca insan olma potansiyeli taşımaktadır ve ikinci anlam dikkate alındığında “yeni döllenmiş bir zigota” insan demek insan kavramının içini boşaltmak manasına gelecektir (Poyraz Yılmaz, 2019, 15). Hukuki anlamda Türkiye’de on haftadan öncesi için kürtaj yasaldır dolayısıyla fetüsün bir “kişi” olarak görülmediği anlaşılmaktadır.




Bu entrylerin ortak noktası ise çocuk sahibi olmak istemeyen ebeveynlerin olabileceği hususudur. Poyraz Yılmaz’ın Alison Jaggar’a referans ile söylediğine göre, kürtaj kararı yalnızca doğumu sonlandırmakla ilgili değildir, doğum anneye büyük sorumluluk yüklemektedir (2019, s. 25). Çocuk doğduğu takdirde bu, ebeveyn için sorumluluk demektir. Jaggar bu sorumluluğu ne devletin ne doktorun ne de babanın yüklendiğini, tüm yükün annenin omzuna bırakıldığını ve bundan dolayı da kürtaj kararının yalnızca kadına ait olabileceğini söylemiştir.



Bu entryler ise doğması seçilse daha kötü bir hayat yaşayacak bebeklerin kürtaj ile alınmasının daha doğru olduğu yönündeki kürtaj yanlısı fikirleri temsilen seçilmiştir. Bunlara benzer olarak alınan bebeğin doğduğu takdirde bir suçluya dönüşmesinin ya da topluma zararlı bireyler olmalarının muhtemel olduğunu çünkü istenmeyen ya da bakılamayacak çocuklar olduklarını yazan entryler de vardır.


Sosyal psikoloji açısından bakıldığında suçlu bireylerin genelde ihmal/istismar edilmiş bireyler olduğu bilinmektedir.
Bu çalışmanın perspektifi de olan feminist bakışa göre ise kürtaj kadının vereceği bir karardır. Ekşi sözlükteki “kürtaj” başlığında kürtaj taraftarı olan entrylerin pek çoğunda da bunun bir “hak” olarak ele alındığı görülmüştür.




Kürtaj toplum tarafından bir hak olarak ele alınsa ve yasa ile de bu hak sınırları çizilerek belirtilse dahi Türkiye’de kamu hastanelerinde kürtaj yaptırılmasının zorluğundan bahsedilmişti.



Temsili olarak seçilen bu üç entryden de anlaşılacağı üzere, Türkiye’deki muhafazakar İslami siyaset, yasayı değiştirmese dahi gündelik yaşamda yer edinmiştir. Sosyo-ekonomik durumu iyi olan kadınlar özel hastaneler ya da muayenehaneler yolu ile kürtaj yaptırma yoluna gidebilecekken bu imkanı elde edemeyen kadınlar, merdiven altı yerleri tercih etmekte, çeşitli otlar ve ilaçlar içerek düşük yapmaya çalışmaktadır (Çavli̇n vd., 2016).
Kürtaj Karşıtı Bakış
Kürtaj karşıtı yorumlara bakıldığında genelde kürtajın cinayet, vicdansızlık olarak görüldüğü ve din ekseninde yorumlar yapıldığı görülmektedir.



Kürtajın cinayet olduğu fikrinin temelinde, fetüsü insan, canlı olarak ele almak vardır. “Ancak bu tez, gerçek insanla insan olma potansiyeli taşıyan fetüsün etik durumunun ve haklarının farklılık gösterdiği hususunu göz ardı etmesi nedeniyle eleştirilmektedir (Warren, 2009, s. 144; akt. (Poyraz Yılmaz, 2019, s. 11)”.

Bu bakışa göre ise kürtajın kadının “fıtratı”na aykırı olduğu fikri görülmektedir. Feminizm ise cinsiyetin toplumsal olarak şekillendirildiğini, kadına ve erkeğe belli roller biçtiğini söylemektedir. “Kadın doğası” diye anlatılan davranışların esasen öğrenildiği ve öğretildiği, toplumun bir icadı olduğu kanaati vardır feminizmde. Dolayısıyla kürtaj gibi kadın cinselliği ya da üreme gibi toplumsal tabu sayılabilecek konularda “benim bedenim, benim kararım” şeklinde, bu kararın yalnızca kadını ilgilendirdiği yönünde bir bakış vardır.
SONUÇ
Kürtaj, tarih boyunca insanların üzerinde fikirler ürettiği bir durum olmuş ve hukuki, psikolojik, tıbbi, etik, sosyolojik açılardan tartışılmıştır. Türkiye’de nüfus politikaları dönemin ekonomik ve manevi ahvaline göre değişmiş, kürtaj da bununla bağlantılı olarak uzun yıllar yasak olarak kalmıştır. Yasal hale getirildiğinde ise kürtaj yanlısı kişilerin yasal sınırın on iki hafta olması yönündeki çağrıları yanıtsız kalmış, on haftalık yasal sınır devam etmiştir. Bununla birlikte yasal sınır konularak kürtaj yasal hale getirilse de uygulamada yasadan farklı bir durum olduğu görülmüştür. Kamu hastaneleri kürtaj yapmaya yaklaşmamakta, bu da kadınları yasal olmayan ve sağlık açısından pek çok risk doğuran yollara itmiştir.
Ekşi Sözlük’teki “kürtaj” başlığı hedefe alınarak yapılan çalışmamızda kürtajın genel olarak bir “hak” olarak ele alındığıdır. Bu bakışa göre doğumu seçmek nasıl ki bir hak ise doğumu seçmemek de bir haktır. Kürtajın yasaklanması ise istenmeyen bir durum olarak ele alınmıştır. Kürtajın hak olduğunu savunan bakış, istenmeyen çocuk doğduğu takdirde hem çocuk için hem de ebeveyn için daha olumsuz sonuçları olacaktır. 2011 tarihli bir entry “evet, üzüldük, kahrolduk ama en azından daha büyük üzüntülerin önüne geçtik” şeklinde bu bakışın iyi bir özetini çıkarmaktadır. Bir perspektif ise kürtaja daha bilimsel bir tavırla yaklaşmaktadır. Kürtaj ile bir yaşama son verilmediğini, bir canlıdan söz edilemeyeceğini kanıksayan bu bakış kürtaj karşıtlarının “cinayet” bakışının antitezidir. Ekşi Sözlük’teki başlıkta kürtaj taraftarı bakışa ait daha fazla entry varken toplumda kürtaj yapanlara yahut yaptıranlara bakışın pek de iyi olmaması düşündürücüdür.
Kürtaj karşıtları ise genelde din motivasyonludur. Kimi entrylerde kürtajın bir günah olarak ele alındığı, yapanlara ve yaptıranlara beddua okunduğu görülmektedir. Bununla birlikte daha duygusal bir bakışa sahip olunduğu da gözlemlenmiştir. “Evlat” vurgusu bu duygusal bakışın bir özeti olarak görülebilir. 2015’ten sonraki dönemlerde kürtaj karşıtı entrylerde artış gözlemlenmiştir. Bu internetin yaygınlaşması ve kullanım yaşının da düşmesi ile bağlantılı görülebileceği gibi ülkeye hâkim olan ve siyasi alanda da hüküm süren muhafazakâr havaya da bağlanabilir.
KAYNAKLAR
Akkaya, Ö. (2020). Netnografik Araştırma. İçinde M. Zerenler (Ed.), Pazarlamanın Nitel Çağı: Araştırma Desenleri, Kuramlar ve Uygulamalar. Çizgi Kitabevi.
Atay, H. (2017). Kürtaj Yasasının Arkeolojisi: Türkiye’de Kürtaj Düzenlemeleri, Edimleri, Kısıtları ve Mücadele Alanları. Fe Dergi, 9(2), Art. 2. https://doi.org/10.1501/Fe0001_0000000184
Balsoy, G. (2012). “Osmanlı Toplumunda Kürtajın Yasaklanması ve Politik bir Alan Olarak Kadın Bedeni”. https://www.academia.edu/7391755/_Osmanl%C4%B1_Toplumunda_K%C3%BCrtaj%C4%B1n_Yasaklanmas%C4%B1_ve_Politik_bir_Alan_Olarak_Kad%C4%B1n_Bedeni_Toplumsal_Tarih_Haziran_2012_
BBC News Türkçe. (2018). Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2012’den bugüne tartışma yaratan nüfus planlaması açıklamaları. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44026368
Ceylan, Y. (2021). SOSYOLOJİK PERSPEKTİFTEN BİYOPOLİTİKA, KADIN BEDENİ VE ENGELLİ FETÜS KÜRTAJI: NİTEL BİR ÇALIŞMA [Doktora Tezi]. Eskişehir Anadolu Üniversitesi.
CNN Türk. (2014). Erdoğan: “Kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata ters”. CNN TÜRK. https://www.cnnturk.com/turkiye/erdogan-kadin-ve-erkegin-esit-olmasi-fitrata-ters
Creswell, J. W. (2020). Nitel Araştırma Yöntemleri: Beş Yaklaşıma Göre Nİtel Araştırma ve Araştırma Deseni (5.). Siyasal Kitabevi.
Çavli̇n, A., Tezcan, S., & Ergöçmen, B. (2016). Kadınların Bakış Açısından Kürtaj. Nüfusbilim Dergisi, 34(1), Art. 1.
Çelik, E. (2015). TÜRKİYE’DE ANNE ÖLÜM ORANI VERİLERİNİN BİNYIL KALKINMA HEDEFLERİ BAĞLAMINDA ANALİZİ [Yüksek Lisans Tezi]. Beykent Üniversitesi.
Doğan, M. (2013). TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARINA GENEL BAKIŞ. Marmara Coğrafya Dergisi, 23, Art. 23.
Ekşi Sözlük. (t.y.). kürtaj—Ekşi sözlük. Geliş tarihi 13 Ocak 2023, gönderen https://eksisozluk.com/kurtaj–37531
Erdem, D. Ö. (2016). Çocuk Düşürtme Düzenlemesi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4).
Ergan Özen, Ö. (2016). Kadın Şiirlerinde Beden İmgesi ve Kürtaj. Journal of Turkish Studies, 11(Volume 11 Issue 20), 201-201. https://doi.org/10.7827/TurkishStudies.10065
Erkmen Güngördü, S. (2019). AKP DÖNEMİNDE TÜRKİYE’DE BİYOPOLİTİK YÖNELİMLER: KÜRTAJ POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME [Doktora Tezi]. Ankara Üniversitesi.
Hamlaci, Y. (2017). Geç Osmanlı Döneminde Kadın, Doğum Ve Çocuk Sağlığı. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi, 7(1), Art. 1.
Kaleci, A. O., Çınar, M., Ünsal, C., & Yıldırım, A. K. (2015). 1983 Tarihli “Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük”ün Hazırlanmasındaki Tarihsel Süreç. Başkent Üniversitesi, Tıp Fakültesi XV. Öğrenci Sempozyumu, Bildiri Kitabı.
Kaya, G. (2021). FEMİNİZM TEOREMİ BAĞLAMINDA KÜRTAJ HAKKI ÜZERİNE POLİTİK BİR İNCELEME [Yüksek Lisans Tezi]. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi.
Kümbetoğlu, B. (2019). Sosyolojide ve Antropolojide Niteliksel Yöntem ve Araştırma (6.). Bağlam Yayıncılık.
Levitt, S. (2006). Bütün Suçlular Nereye Kayboldu? İçinde Görünmeyen Ekonomi: Dünya Gerçekte Nasıl İşliyor? Boyner Yayınları.
Mor Çatı. (2015, Şubat 26). Ücretsiz, Güvenli, Erişilebilir Kürtaj Hakkının Takipçisiyiz. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı. https://morcati.org.tr/haberler/ucretsiz-guvenli-erisilebilir-kurtaj-hakkinin-takipcisiyiz/
NTV. (2009). Erdoğan: İş işten geçmeden en az 3 çocuk [Haber Sitesi]. https://www.ntv.com.tr/turkiye/erdogan-is-isten-gecmeden-en-az-3-cocuk,ZEQhCeWHVkS06lEDhd72Ng
Obus, F. (2021). MARKA KİŞİLİĞİ KAVRAMI BAĞLAMINDA NETNOGRAFİK BİR ARAŞTIRMA: STARBUCKS VE KAHVE DÜNYASI ÖRNEĞİ [Yüksek Lisans Tezi]. Kırıkkale Üniversitesi.
Özcan, F. (2019). FOUCAULT’NUN BiYO-POLİTİKA KAVRAMI IŞIĞINDA FİLMLERDE KÜRTAJ TEMSİLİ [Yüksek Lisans Tezi]. Marmara Üniversitesi.
Özgür, M. E. (2003). XXI. YÜZYILIN BAŞINDA TÜRKİYE NÜFUSU. Coğrafi Bilimler Dergisi, 1(1), Art. 1. https://doi.org/10.1501/Cogbil_0000000030
Poyraz Yılmaz, E. B. (2019). TAHAKKÜMSÜZLÜK İDEALİ İÇİNDE AMAÇ OLARAK KADIN BEDENİ: KÜRTAJ HAKKI [Yüksek Lisans Tezi]. Kocaeli Üniversitesi.
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, 2827 (1983). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2827.pdf
Ritzer, G., & Stepnisky, J. (2019). Çağdaş Sosyoloji Kuramları ve Kökleri (E. H. Irmak, Çev.; 5.). De Ki Basım Yayın.
Simsek, F., Eroğlu, H., & Dinç, G. (2009). OSMANLI MPARATORLUĞU’NDA ISKAT-I CENİN (ÇOCUK DÜŞÜRME) THE ABORTION (ISKAT-I CENIN) IN THE OTTOMAN EMPIRE. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2(6). https://www.academia.edu/34933418/OSMANLI_MPARATORLU%C4%9EUNDA_ISKAT_I_CEN%C4%B0N_%C3%87OCUK_D%C3%9C%C5%9E%C3%9CRME_THE_ABORTION_ISKAT_I_CENIN_IN_THE_OTTOMAN_EMPIRE
Wallace, R. A., & Wolf, A. (2018). Çağdaş Sosyoloji Kuramları: Klasik Geleneğin Geliştirilmesi (M. R. Ayas & L. Elburuz, Çev.; 7.). Doğu Batı Yayınları.
Yıldırım, S. (2018). Hak, Cinayet Ve Politika Üçgeninde Kürtaj Hakkı. Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, 19(42 Kadın Çalışmaları Özel Sayısı), Art. 42 Kadın Çalışmaları Özel Sayısı.
Yılmazbilek, M. (2022). Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi » Makale » Gönüllü Çocuksuzluk ve Kürtaj Tartışmasına Feminist Bakış. Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi, 6(1), 201-213. https://doi.org/10.29228/mukatcad.18