Sosyal Öğrenme Teorisi Bağlamında Suça İtilmiş Çocuk: “Yılanı Öldürseler” Örneği

“Suçu toplum hazırlar, birey işler.”

Henry Thomas Buckle

Öz

Bu makalede, Yaşar Kemal tarafından yazılıp daha sonra Türkan Şoray tarafından beyaz perdeye uyarlanan Yılanı Öldürseler ele alınmıştır. Film, Ronald L. Akers’in B. F. Skinner’in edimsel koşullanma teorisinden yola çıkarak oluşturduğu ve suçlu davranışın nasıl meydana geldiğini açıklamak gayesinde olan sosyal öğrenme teorisi bağlamında, suça itilmiş çocuğu incelemek amacı ile konu edinilmiştir. Filmin çocuk karakterinin suçlu davranışı teori bağlamında ele alındığında görülmüştür ki suç davranışı köy halkı tarafından çocuğa aşılanmıştır. Köy halkının toplumsal normlara dayanan baskılarından önce çocukta suça yatkınlık gözlemlenmemiştir. Çocuğun yakın akrabaları ve köy halkı, suçu, çocuk karaktere çeşitli yollarla –sözlü ve uygulamalı olarak- öğretmiştir.

Anahtar Kelimeler: Suça itilmiş çocuk, çocuk suçluluğu, sosyal öğrenme teorisi, ayırıcı birleşimler teorisi

Giriş

Çocuklar, toplumların gelecekleridir. Kime çocuk dendiği toplumdan topluma değişiklik arz etse de genel olarak 18 yaş altındaki kimseler çocuk olarak adlandırılmaktadır. UNICEF’in hazırladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (2004) birinci maddesinde de çocuk, daha erken reşit olunan haller hariç tutularak, 18 yaş altındaki bireyler olarak tanımlanmıştır. Suça itilmiş çocuklar da sosyolojik olarak ele alınması gereken en önemli toplumsal sorunlardan biridir.

Bu makalede, Ronald Akers tarafından geliştirilen sosyal öğrenme teorisi bağlamında ele alınacak Yılanı Öldürseler filmi, Türkan Şoray tarafından Yaşar Kemal’in aynı addaki gerçekçi romanından uyarlanmıştır. Filme konu olan olay, Çukurova’da bir köyde geçmektedir. Filmde olaylar kronolojik olarak sahnelenmemiştir. Daha iyi anlaşılması adına, burada kronolojik olarak sıralanacaktır.

Olay

Anavarza’da Esme ile Abbas adındaki iki genç birbirlerine âşık olmuştur fakat Esme’nin ailesi bu birlikteliğe mani olmaya çalışır. Abbas hapse düşer ve Esme, Halil ile evlenir. Bu evlilikten Hasan adında bir oğulları olur. Seneler sonra Abbas hapisten kaçarak Esme’ye gider. Esme, Abbas’ı istemeyerek de olsa reddeder ve oraları terk etmesini söyler. Abbas, Esme’yi dinlemez, bir akşam Esme, eşi ve çocuğu ile sofradayken Abbas evi basarak Halil’i Hasan’ın gözü önünde öldürür. Birkaç gün sonra da Abbas öldürülür ve cesedi köy meydanına atılır. Halil’in kardeşleri hakaretler ederek Esme’yi de meydana sürükler. Hasan, annesine vurulmasına engel olmaya çalışır. Bunun peşine Halil’in annesi sistematik olarak Esme’yi suçlar ve her fırsatta Halil’in kanlısının Esme olduğunu, onun da öldürülmesi gerektiğini söyler. Esme öldürüldüğünde Halil’in kanı yerde kalmayacaktır. Bu suçlamalarını Hasan’ın yanındayken ve doğrudan Hasan’a yönelik olarak devam ettirir. Hasan’a annesinin “kuyruk sallaya sallaya” Halil’i öldürttüğünü söyler. Daha sonra Hasan’ın büyük amcası Hasan’a bir tüfek verir ve “İster av avlar, ister ocağımızın öcünü alırsın.” der. Peşine Hasan’a nasıl ateş edeceğini öğretir ve Hasan tüfeği kullandığında sevinir. Hasan eve döndüğünde koşar ve annesine sarılır. Annesi, Hasan’a nenesinin ve amcasının ne söylediğini sorar ve Hasan bir şey demediklerini söyler. Bir süre sonra Halil’in annesi kayalıklara çıkarak ağıt yakmaya başlar. “Seni öldürenler senin evinde Halil’im” diye bağırır ve Esme’nin namusu ile ilgili sözler söyler. Hasan ile birlikte tüm köy halkı bu ana şahit olur. Bu olaydan sonra Hasan, annesine soğuk yaklaşsa da birlikte köyden kaçmaya karar verirler fakat amcalar peşlerini bırakmaz. Amcalar, Esme’ye zarar vermeye başlayınca Hasan saklandığı yerden çıkarak annesini korumaya çalışır. Amcalar Hasan’ı alarak köye döner, Esme de peşlerinden gider. Köy meydanında toplanan köylü, Hasan ve diğerlerinin çevresini sarar. Büyük amca, Hasan’a babasının kanı yerde kaldığı için hortladığını ve rüyalarında Esme’nin öldürülerek kanının temizlenmesinin gerektiğini söylediğini anlatır. Bunu duyan köy halkı Halil’in hortladığına inanır ve Hasan’ın akranları Hasan ile dalga geçer. Köydeki yetişkinler de Hasan’ın ardından fısıldaşır, dedikodu yapar. Baskıya dayanamayan Hasan, köyden kaçar ama nihayetinde geri döner. Hasan’ı hortlak babasının kaçırdığına inanan köylü, Hasan’a “Ananı öldür dedi mi?” türü sorular sorar. Hasan hepsinin yalan söylediğini haykırarak uzaklaşır. Daha sonra köy içinde Hasan’ı görenler “Böyle oğlan vereceğine taş vereydi” minvalinde cümleler sarf eder. Tüm bu baskıların sonucunda Hasan, tandır başında olan annesini tüfeği ile vurarak öldürür. Sonra “Ben öldürmedim!” diye haykırır.

Yaşar Kemal ile Türkan Şoray https://www.google.com.tr/amp/s/www.hurriyet.com.tr/amp/kelebek/keyif/turkan-soraydan-ince-memede-veda-28337650 adresinden yararlanılmıştır.

Sosyal Öğrenme Teorisi

Ronald L. Akers’in teorisi Edwin Sutherland’ın ayırıcı birleşimler teorisinin geliştirilmiş halidir. Akers, Sutherland’ın teorisini B.F. Skinner’in öğrenme kuramı ile birleştirmeyi amaçlamıştır (İçli, 2019, s. 133). Sutherland’a göre kişilerin bireysel olarak suç üretmesi nadiren karşılaşılan bir durumdur. O, suçun öğrenilen bir davranış olduğunu söylemiştir. Kişinin sapmış kişiler ile iletişiminin sıklığı, paylaşılan mekânların ve zamanların fazlalığı suçun öğrenilmesini etkilemektedir (Geçgin, 2019, s. 37). Diğer bireylerle gerçekleşen iletişim genelde sözeldir yani bireyin suçu öğrenmesi daha çok sözlü iletişimle olur. Kişi, bu şekilde suç davranışını rasyonalize etmektedir.

Akers’e göre (Akers & Burgess, 1966) Sutherland, teorisini doğrudan test etmeyi ya da teorisine deney ile elde edilmiş dayanaklar bulmayı başaramamıştır. Bu düşünceden ötürü olsa gerek, Sutherland’in suçlu davranışının öğrenilmesine dair açıkladığı dokuz madde Akers ve Burgess tarafından revize edilmiştir. Özetle söylemek gerekirse bu revizyonlar, suçlu davranışının edimsel öğrenme ilkeleri ile öğrenildiği; öğrenmenin sosyal olmayan ortamlarda da gerçekleşebildiği ve bu öğrenmenin biçimine dairdir.

Akers’in teorisinde de Sutherland’a benzer olarak kişinin normları ihlal eden davranışa maruz kalma sıklığı ile suça yatkınlığı doğru orantılı görülmektedir. Ona göre birey, gruptan normların ihlaline dair tutumlar ve normları ihlal etmeyi öğrenir (Güçlü & Akbaş, 2019, s. 60). Filmdeki örnek olaya bakıldığında da görülmektedir ki köylü ve özellikle yakın akrabalar her fırsatta Hasan’ı suça itmektedir. Onlar için bu davranış suçtan ziyade bir gerekliliktir. Halil’in kanının yerde kalmaması, çocuk yaştaki Hasan’ın elini kana bulamamasından daha önemlidir.

Diğer taraftan, Akers’e göre suçlu davranışa dayanak oluşturulması da kişiyi suça iten sebeplerdendir. Örnek olayda katil olan Abbas’tır ve Halil ile Esme’nin ailesi Esme’yi istemediği bir evliliğe mahkûm etmesine rağmen Esme suça teşvik etmemiştir. Bunun yanında yine de Esme “namussuz” ve Halil’in ölümünden sorumlu görülmüştür. Hasan’a “Namussuz bir annenin çocuğu olarak mı anılmak istiyorsun?”, “Olanların sorumlusu Esme’dir, öcün alınması gerekir.” minvalinde sözler söylenmiştir. Onlara göre Hasan, annesi de olsa Esme’yi öldürerek namussuzluğa engel olacak ve babasının kanını temizleyecektir. Bu yolla, Hasan’ın suçu işlemesi için dayanak oluşturulmuştur.

Akers’in ele aldığı diğer bir etken de edimsel koşullanmada bulunan (Arslan, 2016, s. 219) pekiştireçlerdir. Buna göre, suçlu davranıştan sonra verilecek ceza ya da ödüller, suçlu davranışın tezahüründe etkilidir. Eğer suçlu davranıştan sonra maddi ya da manevi kazanç sağlanacağı düşünülürse ve kişi, mevcut olan ve hoşnut olmadığı durumlardan kurtulacağına inanırsa o davranışı yapma olasılığı artar. Örnek olayda da Hasan, annesini öldürerek köylünün baskısından kurtulacağına, babasının kanını temizleyeceğine ve hortlağının peşini bırakacağına, tüm bunlar neticesinde de itibarının kurtulacağına inandırılmaya çalışılmıştır.

Bahsedilen bir etken de taklittir. Buna göre, kişi başkalarında gözlemlediği davranışları yapmaya yatkınlaşır. Bu gözlem yalnızca birebir ilişkiler yoluyla olmayabilir. Okunan, seyredilen, duyulanlar da etki etmektedir. Örnek olayda ise Hasan, başta babası olmak üzere öldüren ve öldürülenlere şahit olmuştur. Babasının Abbas tarafından vurulması, gözlerinin önünde olmuştur ve Hasan’ın tüfeği bizzat amcası tarafından ona verilmiş, annesini öldürmesi doğrudan teşvik edilmiştir.

Sonuç

Yaşar Kemal tarafından gerçek bir olaydan esinlenerek yazılan Yılanı Öldürseler adlı romandan uyarlanan bu film, Ronald L. Akers’in sosyal öğrenme kuramı açısından değerlendirildiğinde görülmüştür ki henüz çocuk olan Hasan, içinde bulunduğu toplumun normları yüzünden annesini öldürmeye itilmiştir. Köylü ve Hasan’ın yakın akrabaları, namustan ve kanın yerde kalmasından dem vurarak yasanın ihlal edilmesini defaat ile teşvik ederek Hasan’ı baskılamışlardır. Bunun sonucunda Hasan, bu baskı ortamından sıyrılmak adına annesini öldürmüştür. Hasan, bu cinayet ile itibarını koruyabileceğine inandırılmıştır. Nitekim, filmde gösterilmese de Yaşar Kemal’in kitabın sonunda yazdığına göre Hasan hapisten çıktıktan sonra evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş, normal bir yaşantı sürmüştür. Hasan, suçlu davranışı öğrenmiş ve nihayetinde uygulamıştır. Filmin sonunda Hasan tarafından söylenen “Ben öldürmedim!” cümlesi, bu cinayetin toplumun ürünü olduğunu açıkça göstermektedir.

Kaynakça

Akers, R. L., & Burgess, R. L. (1966). A Differantial Assocition-Reinforcement Theory of Criminal Behavior. Social Problems, 14(2), 128-147.

Arslan, G. (2016). Edimsel (Operant) Koşullanma: Skinner. C. Şahin (Dü.) içinde, Eğitim Psikolojisi. Nobel Akademik Yayıncılık.

Çocuk Haklarına Dair Bildirge. (2004). UNICEF Türkiye.

Geçgin, E. (2019). Sapma ve Suç Sosyolojisinde Teorik Güzergahlar. der. E. Geçgin içinde, Kenardakiler: Teoriden Uygulamaya Suç ve Sapma Üzerine Sosyolojik Araştırmalar. Heretik Yayınları.

Güçlü, İ., & Akbaş, H. (2019). Suç Sosyolojisi (2. Baskı b.). Ankara: Gazi Kitabevi.

İçli, T. G. (2019). Kriminoloji (10. b.). Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Bir Cevap Yazın