“TOPLUM İÇİNDE DAVRANMAK” Kitabının Tahlili

Erving Goffman, 1960-1970’li yılların en etkili mikro sosyoloğu olmakla birlikte sosyolojiye, dramaturjik bakış açısını kazandıran bir öncüdür de (Marshall, 2005, s. 272). Sembolik etkileşimcilerden etkilenen Goffman’ın fikirlerini sınıflandırmak ya da onu tamamen sembolik etkileşimci olarak nitelemek çok doğru olmayacaktır. Öyle ki Waters (2008, s. 52) Goffman’ı, kuramsız ya da kuram yaratmayan sosyolog olarak tanımlamaktadır. Bunun temelinde ise Goffman’ın, çok çeşitli ve derinlemesine çalışmalar yapması bulunmaktadır. Cohen (2020, s. 369) Goffman’ı, vücut duruşundaki en ufak değişim ya da konuşmada meydana gelen duraksamaya kadar akla gelebilecek her şeyde bir düzen ve anlam arama kabiliyetine sahip olarak nitelemektedir. Bununla birlikte Allan’a (2020, s. 87-89) göre Goffman; benliğin sunumuna ya da benliğin imajına sıkça vurgu yapmış, insanların yüz yüze etkileşimlerde yaptıkları her şeyi incelemek istemiş ve toplumsal bir karşılaşmanın meydana gelebilmesi için insanların benliklerini sunmaları gerektiğini ileri sürmüştür. Hemen hemen her çalışmasında benliklere, yüz yüze etkileşimlere, bunların toplumsal düzeydeki etkileri vb. konulara derinlemesine yer veren Goffman, 1971 yılında yayımlanan, beş bölüm ve alt başlıklardan oluşan “Toplum İçinde Davranmak-Etkileşimlerin Sosyal Düzenine Dair Açıklamalar” adlı eserinde de kamusal alandaki insanların davranışlarını dramaturjik bakış açısı ile ele almakta, belirli kavramlara detaylı açıklamalar getirmektedir.  

Goffman’ın etkileşimlere yaklaşımını daha iyi anlayabilmek adına ilk olarak dramaturjik bakış açısının ne olduğu açıklanmalıdır. Goffman’a göre oyuncular tiyatroda, oyun gereği role nasıl bürünüyorsa bireyler de toplumsal yaşamda kendilerine öyle roller benimsemektedirler. İnsanların davranışlarını betimlemede, drama ve tiyatro benzetmesinden yararlanan Goffman rolleri, verili bir statü veya toplumsal konumda bulunan bireyin izlediği, toplumsal olarak belirlenmiş beklentiler olarak tanımlamaktadır (Giddens, 2013, s. 180). Seyirci ile aktörün etkileşimi de önem arz etmektedir ki aynı durum, toplumsal karşılaşmada da geçerlidir. Başka bir ifade ile Goffman; insanların kendilerini, diğer insanlara sunuşunun sosyolojik olarak çözümleyebilmek için tiyatronun dilini ve betimlemesini aracı olarak kullanmaktadır (Poloma, 2012, s. 227). Ayrıca tiyatroda olduğu gibi toplumsal hayatta da sahne önü/arkası, dekor, kostüm vb. unsurlar bulunmakta ve bunlar, etkileşim düzeyinde de önem atfetmektedir.

https://sociologia-alas.org/observatorio/2020/07/24/sociologia-de-la-vida/ adresinden yararlanılmıştır.

Goffman, “Toplum İçinde Davranmak” adlı eserinin giriş kısmında soru ve temel kavramlardan bahsetmekte, diğer bölümlerde ise giriş kısmında bahsettiği temel kavramlar üzerinden ilerlemektedir. Giriş kısmının ilk üst başlığı olarak sorunlar kısmında Goffman, psikiyatrların duruma uygun olan  ya da olmayan davranışları, ihlal edilen kurallar ya da ihlal sonucunda meydana gelenlerden ziyade ihlalde bulunan kişiyi incelediklerini ileri sürmektedir. Buradan hareketle bu durumun toplumsal hayatı öne çıkardığını, mekânsal anlamdaki davranış alanını belirlediğini ve topluluğun bir araya geldiği alandaki davranış kurallarının da davranışın toplumsal örgütlenmesi hakkında bilgi verdiğini ileri sürmektedir. Davranış biçiminin uygunluğu üzerinden kurallara gönderme yapan Goffman, gruptan gruba dahi bu davranışların uygunluğunun ya da uygunsuzluğunun farklılık gösterdiğini belirtmektedir. Bu kurallar, Ritzer & Stepnisky’ın da (2018, s. 2020) dediği gibi, genelde bilinç dışıdır ve tartışmaya kapalı bir konumdadır. Ayrıca bu kuralların devam ettirilmemesinin birtakım sonuçları vardır. Bu sonuçlardan biri, beklenilmeyen bir davranışın gerçekleşmesi ve bunun toplum tarafından cezalandırılmasıdır. Bir diğeri, yargı önünde cezalandırılma iken ortada kalan ve tolere edilebilen davranışlar da bulunmaktadır. Bu noktada kamusal düzenin üzerinde duran Goffman; kamusal alanı istikrarlı kılanın, yüz yüze etkileşimleri gerekli kılan normlardan ziyade bireyler arasında doğrudan temas gerektirmeyen kurallar olduğunu dile getirmektedir. Goffman (2020, s. 16) kamu düzenini, “aynı çatı altında ve birbirine aşina olan insanlardan oluşan özel topluluklardan ziyade birbirini pek tanımayan insanlardan oluşan topluluklarda, insanlar arasındaki yüz yüze etkileşimin tanzim edilmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu eserinde de Goffman zaten kamusal alanda bireylerin etkileşimine odaklanmaktadır.

“Katılım ve İlgi” adlı ikinci bölümde beden dilinin önemi ve anlamlarına, odaklanmamış etkileşime değinen Goffman (2020, s. 41), iletişim imkânlarının her toplumda kurumsallaştırıldığını ve bireylerin, kamusal alana göre adeta düşünmeden hitap edecek biçimde hareket ettiğini dile getirmektedir. Beden dili de bu noktada, topluma mal edilmiş normatif bir söylem görevi üstlenmekte, sadece görülen davranışların değil gösterilmesi gereken davranışlara yönelik de fikir vermektedir. Bireyin devam ettirdiği katılım, doğrudan ruh hâline bağlıdır ve bu, bedensel etkinlikler gibi görünen ifadelere yansımaktadır. Üzerinde uzlaşılmış geleneksel işaretler aracılığıyla aktöre dair tahminler yapılabilmektedir. Odaklanmamış iletişime paralel olarak bireylerin odaklarının ana ve yan uğraşlar, baskın ve ikinci derece uğraşlarla bölündüğü ileri sürülmektedir. Aşırı ilgi ya da ilgisizlik, uzaklara dalma, gizli uğraşlar gibi davranışlar da bahsi geçen bölünmeye eşlik edebilmekte ve bunlarla birlikte görgü kurallarının ihlali gerçekleşebilmektedir. Poloma’ya (2012, s. 2020) göre söz konusu eylemler, bireyin günlük yaşamda karşılaştığı kişi, mekâna ya da duruma karşı, benliğin izlenimlerini idare etme biçimidir.

Üçüncü bölüm “Odaklanmış Etkileşim”dir, burada yüz irtibatları üzerinde durulmaktadır. Kişilerin sadece aynı ortamda bulunmalarından kaynaklı iletilebilecek şeylere olan ilgi ve özel bir iletişim kurma olanağına sahip iletişim, odaklanmış iletişim olarak tanımlanmaktadır. Burada kişilerin varlığına dair olan bilinç vurgulanırken özel bir fikir ya da merak olmadığını belli etmek için yüz ifadelerinin kullanılması, uygar kayıtsızlıktır. Bunun dışında farklı tepkiler için kullanılan jestler de önemlidir. Bu jestler, sosyal durumlarda etkileşimleri sağlamaktadır ki iletişimin her türü, toplumlarda, bazı mekânsal kurallar bünyesinde var olabilmektedir. Örneğin mecburi tanışmalar, karşılaşmalar; anlık rolleri gerektirmekte ve bu da bazı ritüelleri gerektirmektedir (tanıştırılma vb.). Mecburi karşılaşmalarda birey doğal olarak bulunduğu ortama ayak uydurmakta, odaklı etkileşime dahil olarak kendine dair bilgi vermekten kaçınmaktadır. Tehlike hissettiği durumda ise belli kaçınma pratikleri uygulamaktadır: Uzaktan selam verme, bakışlarını kaçırma ya da bakışların anormalliği gibi. Bu noktada Simmel’in değerlendirmesine katılan Goffman (2020, s. 104), “özel duyu organları arasında gözün benzersiz sosyolojik işlevi” olduğunu ileri sürmektedir. Bunlarla birlikte yüz irtibatlarının yapısı, veda etme, tanışıklık, maruz kalınan konum, açılış konuşmaları, karşılıklı açıklık, hileli kaçamak ve kural ihlalleri, karşı kontrol gibi durumlar da kişileri ele veren unsurlardır.

“Erişilebilir İrtibatlar” adlı dördüncü bölümde iletişim sınırlarına odaklanılmaktadır. Seyircilerin de içinde olduğu zamanlarda yüz irtibatları sürdürülmelidir ki bu durum, erişilebilir irtibatlar olarak tanımlanmaktadır. Sosyal durumların sınırlarına vurgu yapan Goffman, bireylerin fiziksel sınırlamalara gösterdiği saygının, kişilerin bizatihi olarak belirledikleri, görünmeyen ama hissedilen ve hassas olarak nitelendirilen sınırlara da gösterilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu durum, topluluğun üyeleri arasındaki etkileşimi etkilemekte ve alışılagelmiş duruma özgü kapanış ihtimallerini arttırmaktadır. Ayrıca katılımcıların da seyircinin de fiziksel durumla alakasını kesmiş gibi davranma yükümlülüğü bulunmakta, buna alışılagelmiş irtibat kapanışı denmektedir (Goffman, 2020, s. 172). Karşılıklı etkileşimlere paralel olarak ilginin düzenlenmesi gerekmektedir. Bu ise kısıtlama, planlanmış karşılıklı katılım ve ilgi, akışına kapılma, perdeleme ile sağlanmaktadır. Sınırlandırılmamış katılım ve ilgi durumundaysa bireyin dikkatinin başka yöne kaçması, sınır konusunda danışıklık, sahne ve kaçış gibi durumlar gözlemlenmektedir.

Son bölümde yorumlara yer veren Goffman, duruma özgü görgü kurallarının yapısı ve işlevlerini de ele almaktadır. Burada bireyin içinde bulunduğu durumdaki ilgi ve uğraşlarını yönlendirerek o duruma katıldığını ispatlama zorunluluğundan bahsetmektedir. Denilebilir ki bireyler, mensubu olduğu topluluğun kurallarına göre hareket etmeli, katılım ve ilgisini buna yönlendirmelidir. Bu roller, duruma özgü uyumsuzluklar, işaret ettikleri belirtiler açısından önem arz etmektedir. Duruma uygun hareket etmeyen kişilerin topluluğa yabancılaştıkları ve bu bireylerin yabancılaşabilecekleri sosyal birimlerin ise topluluk, sosyal müesseseler, sosyal ilişki ve irtibatlar olduğunu söyleyebilmek mümkündür.

Erving Goffman
https://thesocietypages.org/editors/2014/10/28/face-work-from-zellweger-to-goffman/ adresinden yararlanılmıştır.

Sonuç olarak bu eserinde toplumsal düzen, etkileşim ve benlik arasındaki ilişkiye odaklanan Goffman (Slattery, 2018, s 192); mekâna göre rollere bürünen bireyleri cadde, park, lokanta gibi kurumsallaşmamış mekanlardaki yüz yüze ilişkileri ve benliğin sunumu açısından incelemektedir (Poloma, 2012, s. 221). Uygun ya da uygun olmayan davranış arasındaki ayrım, toplumdaki kalıplaşmış düşünceleri işaret etmektedir. Bireyler, bu düşünce kalıplarına göre hareket etmektedir. Giriş kısmında da belirtildiği gibi sosyal ortama uygun hareket eden bireyler normal; uygun hareket etmeyenler de hasta olarak nitelendirilmektedir. Kuralların ihlalinin sert bir cezası olduğunu belirten Goffman’a (2020, s. 272) göre hapishaneler, nasıl bireylerin can ve mal güvenliğinin sağlanması ya da korunması görevini üstleniyorsa tımarhaneler de toplulukları ve sosyal ortamları koruma görevini üstlenmektedirler.

Kaynakça

Allan, K. (2020). ÇAĞDAŞ SOSYAL VE SOSYOLOJİK TEORİ-Toplumsal Dünyaları Görünür Kılmak. (M. Oflas, Dü.) İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Cohen, I. (2020). Erving Goffman. Kolektif, & B. S. Turner (Dü.) içinde, Sosyoloji Sözlüğü (Z. Karagöz, Çev., s. 369). İstanbul: Pinhan Yayıncılık.

Giddens, A. (2013). Sosyoloji. İstanbul: Kırmızı Yayınları.

Goffman, E. (2020). TOPLUM İÇİNDE DAVRANMAK-Etkileşimlerin Sosyal Düzenine Dair Açıklamalar. (L. Ünsaldı, Dü.) Ankara: Heretik Basın Yayınları.

Marshall, G. (2005). Sosyoloji Sözlüğü (2. b.). (O. Akınhay, & D. Kömürcü, Çev.) Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.

Poloma, M. M. (2012). Çağdaş Sosyoloji Kuramları. (H. Erbaş, Dü.) Ankara: Palme Yayıncılık.

Ritzer, G., & Stepnisky, J. (2018). Modern Sosyoloji Kuramları. (H. Hülür, Çev.) Ankara: De Ki Basım Yayın.

Slattery, M. (2018). Sosyolojide Temel Fikirler. (Ü. Tatlıcan, & G. Demiriz , Dü) Bursa, Sentez Yayıncılık.

Waters, M. (2008). Modern Sosyoloji Kuramları. (Z. Cirhinlioğlu, Dü.) İstanbul: Gündoğan Yayıncılık.

Leave a Reply