‘BEFORE AND AFTER’ FİLMİ ÜZERİNDEN DAMGALAMA

Bireylerin, grupların ve toplulukların bir araya gelmesiyle oluşan toplumun, düzeni sağlamak amacıyla belirli görüş, davranış kalıpları etrafında toplanması da kaçınılmaz olmuştur. Başka bir ifade ile bireylerin birlikte yaşamaya başlaması, toplumsal düzeni gerekli kılmıştır (Güçlü & Akbaş, 2019, s. 2). Toplumsal düzen ise davranış kalıplarını, normal olan ile normal olmayanın belirgin hale getirilmesi, bireylerin bunu benimsemesi ve uygulaması ile sağlanabilmektedir. Becker’e (2017, s. 21) göre bütün toplumsal gruplar, belirli kurallar koymakta ve yine toplum tarafından belirlenen uygun bir davranış olmadığında bu kuralları dayatmakta, kurallara uymayanlar haricî olarak nitelendirilmektedir. Daha kısa bir ifade ile belirlenen görüşün, davranış kalıplarının dışına çıkan, belirlenen/benimsenen özelliklere ya da standartlardan farklılıklara sahip olan bireyler, gruplar, topluluklar, ‘normal olmayan’ olarak damgalanabilmektedir. Sadece belirlenen kalıpların dışına çıkanlar değil, onlarla etkileşim halinde olan kişiler de toplum tarafından ötekileştirmeye, dışlanmaya ve etiketlenmeye maruz kalabilmektedir.

Goffman’ın çalışmasında işaret ettiği üzere damga kavramı, kişiyi itibarsızlaştıran özellik ya da toplumsal utanca sebebiyet veren bir durumdur (Fine & Sandstrom, 2020, s. 177). Genellikle toplumun benimsediği, normal kabul ettiği özelliklerden birtakım farklılıklara sahip olan kişilerin maruz kaldığı damgalama, ikinci bir yönden de suça eğilimi olan, suç işleyen ya da işlediği varsayılan ve bu kişilerin etkileşimde olduğu bireylerin maruz kaldığı bir durum olabilmektedir. Bu çalışma ise ‘suç işleme’ sebebi ile damgalamaya maruz kalan bir genci ve ailesinin başına gelenleri konu edinen “Before and After” filmini, suç sosyolojisi kapsamında ele almaktadır.

Goffman’a (2014, s. 30) göre toplum, kategorilendirme yöntemlerini ve bu yöntemler dahilinde kategorilere ayırdıkları bireyler için olması gereken özellikler bütününü belirlemekte, yani toplumsal çerçeveler oluşturarak belirli toplumsal bağlamları işaret etmekte ve karşılaşılabilecek kişileri, kategori yöntemi ile sabitlemektedir. Goffman bu durumu, fiziksel özellikler ya da dış görünüş ile bağdaştırılabiliyor olsa da ikinci olasılıkta suç olgusu ile damgalamayı bağdaştırmakta ve damgalamanın, toplumun farklı zamanlarında, farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini ileri sürmektedir. Bahsi geçen filmde de damgalamanın bu yönüne değinildiği görülmektedir. Rosselin Brown’ın, 1992 yılında yazdığı ‘Before and After’ adlı kitabın yine aynı isimle 1996 yılında beyaz perdeye uyarlandığı film, Barbet Schroeder tarafından yönetilmekte ve bu filmin başrollerini Meryl Streep (Carolyn Ryan), Liam Neeson (Ben Ryan), Edward Furlong (Jacob Ryan) ve Julia Weldon (Judith Ryan) paylaşmaktadır. Film, suç/dram dalında olmakla beraber konusu, varlıklı bir ailenin çocuğu olan Jacob Ryan ve ailesinin, Jacob’ın işlediği suç ile beraber yaşadıklarından oluşmaktadır. Henüz suçu ispatlanmamış bir genç olan Jacob Ryan’ın, ilk ve tek şüpheli olması, onun ve ailesinin damgalanması için yeterli olmuş gözükmektedir. Jacob’ın ortadan kaybolduğu zaman diliminde, çocuklarının zarar gördüğünü düşünen Ryan ailesi, her yere kayıp ilanı asmakta fakat bu ilanlar, halk tarafından sabote edilmektedir. “Have you ever seen our son (Oğlumuzu gördünüz mü)?” yazan bu afişlere, halk tarafından “son (oğul)” kelimesi çizilerek “killer (katil)” yazılmıştır. Bununla birlikte suçu ispatlanmamış gencin ailesi sürekli olarak aranarak sözlü tacize maruz kalmakta, doktor olan Carolyn’ın (Jacob’ın annesi) ise hastaları artık ona gitmemektedir. Jacob’ın küçük kardeşi Judith ise okul arkadaşlarının kötü bakışları ve dışlayıcı tavırları ile karşılaşmaktadır. Jacob’ın babası Ben de alışverişe gittiği zamanlarda ötekileştirici ve rahatsız edici bakışlara maruz kalmaktadır. Jacob yakalanıp mahkemeye çıkartıldığında da Ryan ailesi, büyük bir tepki ile karşılaşmıştır. Jacob’ı suçsuz bulan mahkeme, kefaret cezası ile serbest bırakma kararına varmış fakat buna rağmen aile, birileri tarafından aranarak sözlü tacize ve damgalanmaya maruz kalmıştır. Goffman’ın da belirttiği gibi damgalama ileri boyutlara ulaşarak ailedeki her bireyi artık potansiyel katiller kategorisine dahil etmiş gözükmektedir.

Kısacası filmde açık bir şekilde verilen damgalama, farklı şekillerde meydana gelmekte, hukuki olarak alınan karar bile normların yanında yetersiz görülmektedir. Halk, hukuki anlamda yeterli görmediği kararlarda adaleti sağlayabileceğini düşünmekte fakat bu fikri, doğru olmayan yöntemlerle yapmaya çalışmaktadır.

Hukuki olarak suçsuz bulunan Jacob’ın ailesinin damgalandığı ve maruz kaldığı durumları gösteren bir sahne.

Jacob, ailesi ile gerçeği paylaşarak suçlu olduğunu ama isteyerek zarar vermediğini ve Martha’nın (Jacob’ın sevgilisi) bir kaza sonucu öldüğünü söylemiştir. Jacob’ın başına geleceklerden korkan babası Ben, olanların geri alınamayacağını fakat çocuğunun kurtarılabileceğini ifade ederek bu durumu, en hafif hasarla atlatmayı planlarken anne Carolyn ve gerçekleri öğrenen Judith’in vicdanı, suçu örtmeye el vermemektedir. Kafası karışan Jacob ise geri dönüşü olmadığını ve artık babasını da koruması gerektiğini düşünmekte fakat içten içe bir türlü rahat edememektedir. Özellikle yaşadıkları bölgede maruz kaldıkları tepkiler, insanlar tarafından damgalanmaları ve rahatsız edici bakışların yanı sıra şiddete kadar varan eylemlerle baş başa kalmaları, durumları daha da karmaşık hale getirmektedir. Carolyn ve Martha’nın annesi arasında geçen konuşmaya bakıldığında da ailenin birçok farklı yönden damgalandıkları görülmektedir: Suçu işleyen Jacob’ın ailesindeki her bireyin birer cani olarak görülmesi, zengin oldukları için duygusuz olduklarının ifade edilmesi gibi birçok söylem, damgalanma örnekleri olarak gösterilebilmektedir. Bunun yanı sıra belki de en vurucu ve bu damgalanma olayını gözler önüne seren cümle ise Carolyn’dan gelmektedir: Keşke siz de bir şekilde bizi insanmış gibi görebilseydiniz. Biz de çaresiz diğer bir aileyiz… Aldığı yanıtı ise damgalanmanın devamı olarak nitelendirmek pek de yanlış olmayacaktır. Bir sonraki sahnede yemek yiyen Ryan ailesinin bu sefer, fiziksel olarak şiddete maruz kaldığını görüyoruz. Atılan bir taş ile camları kırılan Ryan ailesi irkilerek dışarı çıkmakta ve iki araç dolusu insanın, bahçelerinde bir yerlere zarar verdiği, “katiller” diye bağırdıkları, duvarlarına “istemiyoruz” diyerek fotoğraflarını astıkları ve Ben’in yaptığı bir heykeli yaktıkları görülmektedir. Kapıya gelen gruplardan bir kişinin aileye direkt bıçakla saldırdığı da görülmektedir. Bu durum, aile içerisinde bir çatışmaya sebep olmakla birlikte Jacob’ın vicdanı ve babasının yaptıklarına karşı mahcubiyeti arasında gidip geldiği görülmekte, Carolyn’ın her şeyi itiraf etmesi ardından Jacob’ın, ailesini korumak için karakola giderek suçunu itiraf etmesi ile de olay çözüme ulaşmaktadır.

Mahkeme neticesinde Jacob 5 yıl, babası da delilleri saklamak sebebi ile 1 yıl cezaya çarptırılmaktadır. 2. yılın sonunda denetimli serbestlik ile bırakılan Jacob’ın hayatı da ailesinin hayatı da büyük değişime uğramış gözükmektedir. Jacob cezasını çekmiş olsa da aile üyelerinin suçu olmasa da yaşadıkları çevrenin halkı tarafından maruz kaldıkları damga, onların hayatlarında büyük bir kalıcılığa sahip olmuş gözükmektedir. Hayatlarının bir bu olaydan öncesi, bir de bu olaydan sonrası vardır. “Ömürleri boyunca bu işaretleri taşıyan kişiler lekelenmiş kabul edilmelerinden dolayı, diğerlerinden kolayca ayırt edilmişlerdir (Özmen & Erdem, 2018). Maruz kaldıkları bakışlarda herhangi bir değişim olmamıştır, damgalardan kurtulamamışlardır. Dolayısıyla evlerini satılığa çıkararak farklı bir yere gitmeye, hayatlarında yeni bir sayfa açmaya karar vermiş gözükmektedirler.

Filmden, damgalanmanın boyutlarını ele alan bir sahne.

Filmin farklı sahnelerinde bazı soru işaretlerinin mevcudiyetini koruduğunu da ifade etmek mümkündür. Babası Ben ile Jacob’ın arasındaki iletişimin sorunlu ve öfke dolu olması, zaman zaman ‘suç’ olgusunu tetikleyen büyük bir etken olup olmadığı, öfke ve öfke patlamalarının da genetik olup olmadığı konusunda soru işaretlerine sebebiyet vermektedir. Ayrıca ailenin zengin oluşu ile süreç hakimiyetleri arasındaki ilişki de dikkat çekici bir diğer noktadır. Ryan ailesi, düşük gelirli bir aile olsaydı damgalanma süreçleri ve yaşadıkları diğer sıkıntılar daha büyük olabilirdi. Becker (Kaya, Y., & İnan K., 2020) de damgalanmanın aynı zamanda sınıfsal bir eylem olduğundan, ekonomik geliri yüksek olan kişilerin, gelir düzeyi düşük olan ya da alt sınıfta yer alan bireylere göre damgalanma olasılığının daha az olduğundan bahsetmektedir. Filmde, halkın normlarına fazlasıyla sadık kaldığı görünse de damgalanma durumunun, yüksek gelirli insanlar için farklı işlediğine zaman zaman değinilmektedir. Bu duruma özellikle Jacob için tutulan avukatın söylemlerinde rastlandığını ifade etmek yanlış olmayacaktır. Jacob’ın avukatının, Martha’nın farklı bireylerle beraber olması ve başkalarından hamile kalması durumunu öne sürerken Jacob’ın ve ailesinin iyi özelliklerine savunmada yer vermesi, sınıfsal ayrıma işaret eden en önemli husus olabilmektedir.

Sonuç olarak toplum, yazılı olmayan kurallar çerçevesince kenetlenebilmekte, hukuki kararları reddebilmekte ve kendi yasalarını, cezalarını uygulayabilmektedir. Cezalandırma yöntemlerinde, toplumdan aldığı yetki ile bireyler, suçlu ve suçlunun çevresindeki bireyleri -sadece suç konusunda değil, dış görünüş olarak farklılıklara sahip olan bireylere de uygulanan bir durum olmakla birlikte konu kapsamında suç ve suçlu üzerinde durulmaktadır- dışlama, ötekileştirme ve damgalama yolunu izleyebilmektedir. Bu damga, zamana ve yapılan eyleme göre farklılıklar gösterebilmektedir. Aynı zamanda damgalanmanın izini silmek, neredeyse imkansız gözükmektedir. Filmde ele alınan hususlar da bahsi geçen konuların tamamına değinmekte, suçlu bir bireyin çevresindekiler de halkın tepkisini çekmekte, damganın izi yıllar geçse de silinmemektedir.

Kaynakça

Becker, H. S. (2017). Hariciler (Outsiders). (Ş. Geniş, & L. Ünsaldı, Çev.) Ankara: Heretik Yayınları.

Fine, G. A., & Sandstrom, K. (2020). Damgalama. Kolektif, & B. S. Turner (Dü.) içinde, Sosyoloji Sözlüğü (Z. Karagöz, Çev., s. 177-178). İstanbul: Pinhan Yayıncılık.

Goffman, E. (2014). Damga-Örselenmiş Kimliğin İdare Edilişi Üzerine Notlar. (L. Ünsaldı, Dü., Ş. Geniş, L. Ünsaldı, & S. N. Ağırnaslı, Çev.) Ankara: Heretik Yayıncılık.

Güçlü, İ., & Akbaş, H. (2019). Suç Sosyolojisi-Kavram*Teori*Uygulama (2. b.). Ankara: Gazi Kitabevi.

Kaya, Y., & İnan K. (2020). Suça Ve Suçluya Toplumsal Damga: Niğde İli Örneği. Milli Kültür Araştırmaları Dergisi, 4(0), 45-61.

Özmen, S., & Erdem, R. (2018). Damgalamanın Kavramsal Çerçevesi. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 23(1), 185-208.

Bir Cevap Yazın